top of page

Devlet Neden Var?

23/09/2022 - Derek Dobalian

Devlet neden vardır? Geleneksel olarak bu soruya verilen cevap, devletin ortak savunmayı organize etmenin bir yolu olduğudur. Başka bir deyişle, bir grup bireyin bir araya gelerek birbirlerine koruma sağlamasının en iyi yoludur. Günümüzde hiç kimse bunun gerçekten böyle olduğuna, devletin bu yüzden var olduğuna inanıyormuş gibi görünmüyor. Modern devletçiler devletin bize iyilik yapmak, herkese "yardım etmek", işleri âdil hâle getirmek için var olduğunu anlatırlar. Bu görüş yaygınlaşmıştır ve orijinal ortak savunma gerekçesi kulağa makul gelse de gerçekte topluma uygulandığında tamamen çökmektedir. Neden mi? Çünkü bu orijinal gerekçe böyle bir devletin ilk kurucuları için doğru olsa dahi, bu anlaşmanın daha sonraki nesiller tarafından kabul edildiği anlamına gelmez. Gelecek nesiller taraf olmadıkları bir anlaşmaya neden bağlı olsunlar ki? Elbette ki cevap, bağlı olmamaları gerektiğidir. Dolayısıyla, devletin aslında ortak savunma için var olmadığını (ve bunun sadece bir gösteriş olduğunu) bildiğimize göre, devletin gerçekten neden var olduğunu veya devleti savunanların asıl amaçlarının ne olduğunu sormalıyız.


Basit cevap şudur: Devlet, kendi başlarına ahlâken ya da yasal olarak yapamayacaklarını bildikleri şeyleri yapmak isteyenler için bir bahane olarak vardır; buna hem kendilerini zenginleştirmek hem de güç kullanımı ve hırsızlık yoluyla başkalarına "yardım etmek" dâhildir. Bastiat'nın dediği gibi, yasal olarak yağmalamanın bir yoludur. Örneğin, bir kişi çaldığı parayı fakir bir adama vermeye karar verirse, zengin bir kişiyi yasal olarak soyamaz. Ama bir grup insan bunu yaptığında birdenbire bu ahlâkî olmaya mı başlar? Devletçiler, devletin bunları yapabileceğini çünkü "bizi" ya da "toplumu" temsil ettiğini ve "toplumun" belirli haklara sahip olduğunu iddia ederler. Bu elbette sadece saçma değil, aynı zamanda kesinlikle ahlâka aykırıdır. Zira "toplum" dediğiniz şey bir insan topluluğundan başka nedir ki? İnsanlar belli bir bireye karşı birleştiklerinde daha fazla hak mı kazanırlar? Yoksa hepimiz eşit haklara mı sahibiz? Hıristiyanlar Tanrı'nın bizi kendi suretinde yarattığına ve hepimize aynı doğal hakları verdiğine inanır, bazılarının doğal olarak diğerlerinden daha fazla hak sahibi olduğuna değil. Bir Hıristiyan nasıl olur da Tanrı'nın bir bireye kötü bir eylemde bulunmamasını (örneğin bir başkasının malını zorla almamasını) emrettiğini savunurken aynı zamanda "toplumun" bu eylemi gerçekleştirebileceğini söyleyebilir? Kötü bir eylem birkaç kişi tarafından gerçekleştirilirse mi ahlâkî olur? Kutsal Kitap'ta böyle bir teoriyi destekleyen hiçbir şey olmadığı gibi, bunun mantıklı ya da rasyonel hiçbir yanı da yoktur. Dolayısıyla "toplum" haklara sahip olamaz. Ve eğer toplumun hakları yoksa, o zaman yaptığı her şey ("toplum" herhangi bir şey yaptığı ölçüde) Tanrı'nın bireylere yönelik ahlâkî emirlerini ihlal ediyorsa yanlıştır.


Sonuç olarak, devlet, ona hükmetmeyenleri yağmalamak için vardır. Hıristiyanlar devletin doğasının bu olduğunu ve bunun Kutsal Kitap'ın ahlâk anlayışıyla uyuşmadığını kabul etmelidir.


 

Yazar: Derek Dobalian
Derek W. Dobalian Los Angeles, Kaliforniya'da lisanslı bir avukattır. Yazıları Hıristiyanlık ve siyaset felsefesi üzerine odaklanmaktadır. Kendisine e-postası üzerinden ulaşabilirsiniz.

Çevirmen: Zorbey Uyanık

Editör: Fırat Kaan Aşkın

Bu yazı LewRockwell.com sitesinin ''Why the State Exists'' adlı yazısının çevirisidir.
98 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör
Yazı: Blog2 Post
bottom of page