Bitcoin ve Para Teorisi

Modern para mekaniğinden bahsediyorsak, en azından Bitcoin’e bir giriş yapmamız gerekmektedir. Bu yüzden, bu yazının son bölümünde Bitcoin'in ne olduğu ve nasıl çalıştığını temel düzeyde açıklayacağız. Ardından, temel soruyu yanıtlamak için 2. bölümde anlatacağımız “para” kavramına Bitcoin'i yerleştireceğiz ve o temel soruyu soracağız: Bitcoin para mıdır? Son olarak da Bitcoin’i, Avusturyan okulunun önemli bir parçası olan, Ludwig Von Misesin Regresyon teorisi ile ilişkilendireceğiz.

Bitcoin’i Analoji ile açıklamak Bitcoin, birbiri ile ilişkili olsa da iki farklı konsepti kapsamaktadır. Birincisi, bireysel Bitcoin'ler(küçük b) dijital para biriminin üniteleridir. İkinci olarak da Bitcoin protokolü dediğimiz (büyük B) Dünya üzerindeki desantralize(merkezden bağımsız) binlerce bilgisayarın, sistemin faaliyete geçtiği andan itibaren yapılan Bitcoin transferlerinin şeffaf kaydını tutan bir “halka açık defter”dir(buna blockchain de diyoruz). Konuyu özetlemek gerekirse, Bitcoin hem arkasında kimsenin olmadığı bir dijital para birimidir hem de desantralize çevrimiçi ödeme şeklidir diyebiliriz.

Resmi sitesinde belirtildiği gibi “Bitcoin, merkezi bir otorite olmadan çalışmak için bilgisayarlar arası teknolojiyi kullanır; İşlemlerin yönetimi ve Bitcoin'lerin verilmesi ağ tarafından toplu olarak gerçekleştirilir. Katılmak isteyen herkes, Bitcoin yazılımını bilgisayarına indirebilir ve ağın bir parçası olabilir, “madencilik” işlemlerine katılabilir ve işlem geçmişini doğrulamaya yardımcı olabilir.” Bitcoin'in ne olduğunu tamamen anlamak için, önce açık anahtarlı şifrelemeyi detaylı olarak öğrenmek elzemdir. Ama şimdilik bunu bir kenara alıyoruz çünkü bunları ileriki bölümlerde anlatacağız. Şu an içinse, yeni bir terminolojiye girmeden, Bitcoin'in ekonomik özünü anlatan analojiye dikkat etmemiz gerekli. Paranın 1, 2, 3,… ile 21.000.000 arasında değişen tam sayılara dayandığı bir topluluk hayal edin. Her zaman herhangi bir kişi “8” numaralı sayıya, başka bir kişi de “319” numaralı sayıya sahip olabilir. Vs vs. Bu durumda, Ali’nin Mehmet’ten bir araba almak istediğini farz edelim. Ve arabanın üstündeki fiyat etiketi de iki sayı kadar. Ali de 3 ve 12 sayılarının sahibi olsun. Günün sonunda Ali, Mehmet’e 3 ve 12 sayılarını verir. Mehmet de Ali’ye arabayı verir. Mehmet artık 3 ve 12 sayılarının bir sahibidir. Ya da daha uç bir örnek verirsek, bu hayali toplulukta binlerce muhasebecinin 21 milyon tam sayının mülkiyetinin kaydını tuttuğunu varsayalım. Her muhasebeci, bir Excel dosyasında çok büyük bir defter tutmaktadır. Bu sütunların her biri bir tam sayıyı temsil eder ve her muhasebeci bu sütunların olduğu büyük bir Excel dosyasına sahiptir. Sütunlar 1den 21 milyona kadar yan yana dizilmiştir ve her satır da o sayının aktarımını kaydeder. Mesela, Ali arabayı Mehmet’ten aldığında onun duyma mesafesindeki tüm muhasebeciler Excel dosyalarını açar ve “Mehmet’in malıdır” yazarlar. Eğer bir üst satıra bakacak olsaydık, “Ali’nin malıdır” yazdığını görmüş olacaktık çünkü araba alınmadan önce para Ali’nindi. Bu muhasebeciler tüm duyduklarını kaydetmelerinin yanı sıra, muhasebeciler sürekli kendi dosyalarını başkalarınınki ile karşılaştırır ve eksik bir şey varsa onlarınkini de defterine geçirirler. Bundan dolayı her zaman binlerce muhasebecinin elinde tüm 21 milyon sayının kaydını tutan bir excel dosyası vardır. ANALOJİYİ AÇIKLAMAK Umarız ki analojimiz Bitcoin'in nasıl çalıştığını başlangıç seviyesi için açıklamaya yardımcı olmuştur. Bu varsayımsal hikayede, topluluktaki insanlar kimin hangi soyut tam sayıya sahip olduğunu biliyorlardı. Tabi ki elinizde somut olarak üç sayısını tutamazsınız ama topluluktaki insanlar, muhasebecilerin Excel dosyalarının hangi kişinin 3 numara ile "eşleştirildiğini" takip ettiği bir düzeni benimsedikleri için, bir anlamda kişinin ona sahip olduğunu varsaymaktalar. Ve sonra hikayede gösterildiği gibi, kişi bu varlığı transfer ederek ticari mallara sahip olabilmekte, araba gibi.

Anlatımı basit kılmak için, topluluğun 21 milyon coinin tamamını kazdığı varsayımını yaptık. Gerçekte ise bu olay 2100 yılından sonra bir zamanda kesin olarak gerçekleşecek. 21 milyon Bitcoin halkın elinde olacak. O zamandan sonra bir daha “mining” denen bir şey olmayacak. Bitcoin'lerin sayısı 21 milyonda sonsuza kadar kalacak. Aynı hikayede olduğu gibi, gerçek hayatta da Bitcoin kullanarak bir şey almak istediğinde kişiler belirli miktardaki Bitcoin varlıklarını (veya bitcoinin farklı türü olan altcoinler[daha düşük ücretli ürünler için]) servis veya mal satın almak için transfer ederler. Onların bu transferi hesaplama yapan bilgisayarlar tarafından etkilenir ve Bitcoin'in yeri "satıldı" açık anahtarı olarak değiştirilir.(Bu senaryoda sisteme yeni giren birinin analojideki tam sayı sütununa girmesi anlatılmıştır.) Fiziksel olarak bir objeyi vermek yerine - 20 milyon altın veya nakit tutmak gibi- alıcı ödemesini ilgili Bitcoin'lerin sahipliğinin / kontrolünün satıcıya devredilmesini sağlayacak şekilde blok zincirini düzenlemek için bilgisayar ağına komut vererek gerekli elektronik işlemleri gerçekleştirir. Peki Kriptografi Nerede Devreye Girer? Anonim Sahipler Problemi Bu yazı Bilişimle ilgili değil de ekonomi ile olduğu için, Bitcoin transferinde olan olaylar hakkında sadece kaba taslak bir anlatım yapabilmekteyiz. (İlgilenen okuyucular, daha kapsamlı bir açıklama için son notlara başvurabilir.) Ancak Bitcoin'in ne olduğu ve nasıl çalıştığını anlamazsak onun üstüne hiç bir ekonomik konspet geliştiremeyiz. Bitcoin konuşulduğu vakit sıklıkla kriptografi terimini duymuşsunuzdur. Aslında Bitcoin şifreleme kullanmaz. Hatta tüm olay halka açık ve tüm Bitcoin alım satımlarını kaydeden bir “defter” yapmaktır. Al satları şifrelemek tüm amacı bozar. Onun yerine biz Bitcoin transferlerini içeren işlemleri güvenilir şekilde doğrulayan bir yol istiyoruz. Hadi şimdi varsayımsal Ali ve Mehmet’in dünyasına geri dönelim. Paranın topluluk tarafından 21 milyon her hangi bir sayının sahipliği olarak tanındığı dünyaya. İlk olarak analojimizde aydınlatmamız gereken bir soruna değinelim: “Muhasebeciler al sat yapmak isteyen kişilerin kimliğini nasıl bilecek?” Hikayedeki gibi, Ali Mehmetten araba almak istiyor ve elinde 3 ve 12 var. bu 3 ve 12 ile Mehmetin arabasını alabilecek. Muhasebeciler bu bilgiyi Excel dosyalarından bakıp doğruluyor. Evet 3 ve 12 sütunlarının en altında Ali’nin adı var. İşte problem burada başlıyor. Yakındaki muhasebeciler Ali’nin Mehmet’ten araba amaya çalıştığını gördükleri zaman, o insanın dosyalarındaki Ali olduğunu nasıl bilebilirler? Ali’nin tüm muhasebecilere, defterlerindeki Ali ile aynı kişi olduğunu göstermesinin bir yolu olmalıdır. Dolandırıcıların başka kişilerin parasını çalmasını önlemek için, bu mekanizma öyle olmalı ki, muhasebecileri o adam olduğuna sadece gerçek Ali ikna edebilmelidir. Gerçek hayatta bu problemin çözümü ise tüm o bahsettiğimiz açık-/özel-anahtarlı kriptografi sayesinde gerçekleşiyor. Tekrar anlatmak gerekirse, son notlarda belirtilen Bitcoin kılavuzunda, tüm bu materyalleri kapsamlı ama sezgisel bir şekilde gözden geçiriyoruz, ancak buradaki amacımız farklı ve Bitcoin protokülünün teknik ayrıntılarına girmeden Bitcoin protokolünün nasıl çalıştığını anlamak istiyoruz. Ancak şu noktada Ali ve Mehmet’in hikayesi absürtleşmeye başlıyor. Farazi dünyamızda muhasebecilerin defterlerindeki insanların, gerçek insanlarla nasıl eşleştikleri problemiyle başa çıkmak için, her transferde yeni numara sahibinin, sadece kendisinin çözebileceği bir bilmece uydurmak zorunda olduğunu varsayalım. Ve de bu topluluktaki insanlar cevabı duyunca doğru olduğunu bilecek zekaya sahip olsunlar ama kendileri cevap verecek zekaya sahip olamasınlar. Örneğin Ali işvereninden maaş olarak 3 ve 12 sayılarını aldığında muhasebeciler ona şöyle desinler: Tamam Ali. Şimdi senin bu iki numara üzerindeki mülkiyetini korumak için, bizim de bildiğimiz bir bilmece üretmen lazım. Bilmeceyi senin adının olduğu yere, 3 ve 12nin altına yerleştireceğiz. Sen bu numaraları kullanıp ticaret yapmak istediğinde bize bilmecenin cevabını söylemen gerek. Biz bu numaraları ancak kendini “Ali” diye tanıtan adam bilmeceyi söylediğinde işleme sokarız. Hatta aklında olsun, eğer kasabanın başka köşesinde ticaret yapmak isteyip de hiç görmediğin muhasebecilerle karşılaşırsan diye bu bilmece binlerce kez kopyalancak ta ki her muhasebecinin defterinde “Ali” ve senin bilmecen yazana dek. Bill biraz düşünür ve zekice bir bilmece bulur. Ve muhasebecilere der ki: “Kapı ne zaman kapı değildir?”. muhasebeciler hemen bilmeceyi yazarlar ve “yeni 3 ve 12’nin sahibinin Ali olduğu” bilgisini tüm kasabada çoğaltırlar. Bir kaç gün sonra, bir dolandırıcı Ali’yi taklit etmeye çalışır. Dolandırıcı fiyatı “bir sayı” kadar olan bir kolyeyi almak istemektedir. Ve dolandırıcı muhasebecilere şöyle söyler “Ben Ali’yim. Ben şüphesiz ki 12’nin sahibiyim. Bu yüzden 12’nin sahipliğini bu kolye karşılığında bu kuyumcuya devretmek istiyorum.” Muhasebeciler ona der ki “Peki Ali, madem öyle bize gerçek Ali olduğunu kanıtlar mısın?. Senin bilmecenin cevabı nedir? Bilmecen “Bir kapı ne zaman kapı değildir?”di. Dolandırıcı düşünür, düşünür ama cevap bulamaz. Sadece “Bir kapı, şüphesiz ki bir kapı olmadığı zaman bir kapı değildir!” der. Muhasebeciler birbirine bakar, kafalarını sallar ve der ki “Hayır, sen gerçek Ali değilsin. Bu çok saçma bir cevaptı” derler ve transferi iptal ederler. Günün sonunda dolandırıcı kolyeyi alamaz.

Birkaç hafta sonra, hikayemizin başladığı yere geliriz. Ali, Mehmet’ten iki “sayı” karşılığında bir araba almak istemektedir. Ali hemen etraftaki muhasebecilere haber verir ve der ki “Ben, Ali, 3 ve 12 sayılarının sahibi olarak, Mehmet’ten bu arabayı almak istiyorum. Bundan dolayı da bilmecemin cevabını veriyorum. Bilmecemin cevabı “bir kapı kap olduğunda bir kapı değildir!”” Bütün muhasebecilerinin gözleri parlar ve derler ki “Aha, işte bu harika bir cevaptı!” derler ve hepsi o anda Ali’nin gerçek Ali olduğuna karar verirler. Sonra da Mehmet’i 3 ve 12 sütunlarının en altına yazarlar. Sonra da sadece Mehmet’e sadece cevabını Mehmet’in bileceği bir bilmece bulmalarını isterler. Böylece Analojimizle Bitcoin’in ne olduğunu ve nasıl çalıştığını temel düzeyde anlamış olduk. Gerçek hayattaysa tabi ki saçma bilmeceler yerine sadece sahiplerinin özel anahtarlarla açabileceği kompleks matematik problemleri kullanıyoruz. Sanırız ki, şu anda biz bitcoini ekonomik çerçevede analiz edebilmek için yeteri kadar bilgi verdiğimize inanıyoruz.. BİTCOİN BİR PARA BİRİMİ MİDİR? Önceki yazılarımızda ele aldığımız para teorisi konusunu masaya yatıralım. İlk olarak takasın limitlerinden bahsetmiştik - çiftçiden sandalye karşılığı yumurta satın almak isteyen marangozu hatırlayın(okumadı iseniz önce o makaleye buradan ulaşabilirsiniz) - O hikayede dolaylı takasın sorunu nasıl çözdüğünü göstermiştik. Marangoz kasaba gidip önce sandalyesini pastırma ile değiştirdiğinde, pastırma değişim aracı olur. Çiftçi pastırmayı direkt olarak kullanmak için kabul etmez, aksine gelecekte başka al satlarda kullanmak için kabul eder. Değişim aracının da ne olduğunu hatırlattığımıza göre, size paranın tanımını da verebiliriz. Para, belirli bir toplulukta evrensel olarak kabul edilen bir değişim aracıdır. Bundan dolayı bir şeyi para olarak saymak için iki şartımız vardır: İlk olarak, kullanılmak istenen değişim aracının insanlar tarafından kabul edilmesi gerekmektedir. Ve bunu direkt olarak kullanmak istedikleri için değil, gelecekte sonradan takas edebileceklerini bildikleri için(bu onu değişim aracı yapar) kabul etmeleri gerekir. İkinci olarak, bunu tüm topluluktaki insanlar kabul etmelidir, eğer topluluğun bir kısmı bunu kabul ederse bu değişim aracı olur, para olmaz. Bu standart terminolojiyi inceledikten sonra, Bitcoin'e uygulayabiliriz. Tarihin şu anki zamanında Bitcoin tartışmasız olarak bir değişim aracıdır. Şu anda dünya üzerinde blockchainle kodlanmış binlerce Bitcoini, kamuoyunun da rızasıyla ticaret için kullanan binlerce insan mevcuttur. Bu insanların Bitcoini kullanma sebebi elbette onları yemek veya onlarla fare kapanı yapmak değildir. Onun yerine gelecekte bu birimin gelecekte değerli olacağının beklentisindedirler ve bu sebepten ticarette kabul ederler. Yakın zamanda başka mallarla ve servislerle takas edebileceklerinden dolayı kısaca. Her ne kadar Bitcoin bir değişim olarak sayılsa da, Bitcoin'in gerçek anlamda bir toplulukta evrensel olarak kabul edilmiş bir para birimi olmasına çok uzağız(tabi hile yapıp topluluktan kastımızın “ticaret anlaşmalarında Bitcoin almaktan mutlu olan insanlar” olarak değiştirmezsek). Şimdilik ve yakın gelecekte Bitcoin veya başka bir kripto “para” birimi para olarak sayılmayacaktır. BİTCOİNİ MİSES’LE İLİŞKİLENDİRMEK Ve son olarak yazımızı Bitcoin'le Ludwig Von Mises’in para teorisi ile ilişkilendirerek bitirmek istiyoruz. Mises 1912’de meşhur kitabını, Carl Menger’in - Avusturyan okulunun kurucusu - 1870’lerdeki öncü çalışmalarının yardımıyla çıkardığında (Para ve Kredi Teorisi’nden bahsediyoruz) subjektif değer teorisini duyurdu ve bu teorisini paranın değerlendirilmesine uyguladı. Önceki iktisatçılar bu yaklaşımın işe yaramayacağını düşünmüşlerdi, çünkü döngüsel bir argüman içeriyor gibiydi. Örneğin patates veya şarabın değerini açıklamak için Menger’in çerçevesini kullanmak mantıklıydı; insanlar öznel olarak bu malların sağladığı tatminlere değer veriyorlardı ve bu, piyasadaki değişim değerini anlamak için başlangıç noktasıydı. Ancak iş pazar değerini açıklamaya geldiğinde -yani alım gücü- Menger’in subjektif değer teorisi çürümüştü. Çünkü paraya değer vermenin tek sebebi kişiye marketten bir şeyler almasını sağlamasıydı. Bu nedenle, iktisatçının, insanların paraya değer verdikleri için paraya değer verdiğini iddia etmesi gerekiyordu. Bu bir döngüsel argümandı. Bu yüzden çoğu iktisatçı Menger’in subjektif değer teorisini para hariç kullanırdı. Sonunda Mises 1912 yılında bize bu tıkanmadan kurtulmanın yolunu gösterdi. Çözüm zaman unsurunu kullanmaktı. Spesifik olarak insanların parayı kullanmalarının sebebi gelecekte onlarla bir şey alabileceklerinin beklentisidir. Ve onların bu beklentilerinin kaynağı da paranın yakın gelecekte onlara malları veya servisleri getirmeye araç olmasıdır. Kısaca özetlemek gerekirse insanlar paraya bu gün değer verirler çünkü yarın değerli olacağını düşünürler. Ve bu bilgi de akıllarına dün gelmiştir. Buraya kadar çok iyi gidiyoruz. Mises argümandan zaman unsurunu ekleyerek sıyrılmış gibi gözüküyor. Ama şimdi başka bir engelle karşı karşıyayız: Eğer ekonomist bugünün parasını subjektif değer teorisini kullanarak dün ki alım gücü ile hesaplamak istiyorsa, dünün alım gücünü bu gün nasıl hesaplayacağız? Neden sürekli bir önceki güne, daha da önceki güne diye gitmemiz gerekiyor? Eleştirmenler bunun üzerine şu yorumu yaptı: Mises döngüsel argümanını sonsuz bir gerileme ile değiştirmedi mi? Yine de Hala Menger'in yeni değer teorisini paraya uygulamak işe yaramayacak gibi görünüyordu. Mises bu problemi de çözdü. Mises paranın alım gücünü ölçmek için geriye doğru sonsuza kadar gitmemizin lüzumsuz olduğunu gösterdi. Onun yerine paranın ortak mal olmadan önceki haline bakmalıydık, yani bir değişim aracı olmadan önceki haline. Örneğin, çiftçi ve marangozu konu alan hikayemizde, Menger’in subjektif değer teorisini kullanarak insanların neden domuz pastırmasına değer verdiğini çözümlememiz zor değildir. Daha sonra, domuz pastırmasının piyasa değerinin, çiftçi onu yemek istediği için değil, ayakkabıcıya takas etmek istediği için ticarette kabul ettikten sonra fiyatının nasıl artacağına dair karmaşıklığı ekleyebiliriz. Bu prosedürde de sonsuz bir gerileme olmadığına dikkat etmemiz gerekir. Bu teknik, Mises'in regresyon teoremi olarak bilinen şeydir. Mises, diğer iktisatçıların “modern” (yani, 1871 sonrası) subjektif değer teorisinin, paraya uygulanmasını engelleyen sorunlarını çözmeyi başardı. Mises, paranın mevcut piyasa değerini tatmin edici bir şekilde açıklamak için, paranın geçmişi hakkında oldukça doğru noktalara parmak basması gerekmiştir. Bunu daha iyi anlamak için Mises’in klasik çalışması olan “Human action”(insan faaliyetleri:ekonomi üzerine bilimsel bir inceleme)nda bir kaç örnek verelim: ”İnsanlar arasında ekonomik mal olmayan ve takas değeri olmayan hiç bir mal değişim aracı olamaz. İnsanların o mal değişim aracı olmadan önce de ona değer vermiş olması gerekir (mises 1998, s.408)” ”Geçmişi olmayan bir değişim aracı düşünülemez. Anlık olarak hiç bir değeri olmayan ve değişim aracı olmadan önce değeri olmayan bir mal da asla değişim aracı olarak kullanılmaz.”(mises 1998, s423)” Mises’in çok kapsamlı tespitlerinin ışığında, neden Avusturyan okulunun fanlarının Bitcoin'le büyük bir problemi olduğunu fark edersiniz: “Bitcoin bir para birimi olarak doğduğundan dolayı -en başta genel mal olarak çıkmak yerine - para değil midir? Veya başka perspektiften bakarsak, Bitcoin para olduysa, bu Mises’in yanlış olduğunu göstermez mi? Kaçamak cevap vermekten kaçınarak, Bitcoin'in Mises’in regresyon teorisini ihlal edip etmediğini tartışmayacağız, ya da onun alışılmadık özelliklerinin Mises’in parasal tanımına uyumla hale getirilip getirilmeyeceğini de(ki bunu somut malları göz önüne alarak tasarlamıştır). Avusturya okuluna ve Bitcoin'e aşina olan diğer iktisatçılar bu ilgi çekici konuya ağırlık verdiler zaten. Onun yerine biz daha mütevazı bir şekilde konuya açıklık getireceğiz. Bitcoin'in regresyon teorisini ihlal edip etmediği şu anda deneyle gözlenerek cevaplanabilecek bir soru değil. Üstte Mises’in gösterdiği gibi, regresyon teorisi bir malın para oluşunu anlatmaz, bir malın değişim aracı oluşunu anlatır. Ek olarak Bitcoin çoktan bir değişim aracı olmuştur zaten (yine de hiç bir mantıklı standartta para olarak kabul edilemez) Ve üstte de belirttiğimiz gibi Bitcoin bir değişim aracı olarak başlamıştır.(yine belirtelim ki hala hiç bir mantıklı standartta para değildir). yani illa ikisinden biri olmak zorundadır: Ya Bitcoin Mises’in regresyon teorisini ihlal etmiştir, ya da etmemiştir(iki tarafın da haklı olduğu konular vardır). Regresyon teoreminin, Bitcoin'in topluluk tarafından benimsenmesini büyük ölçüde engelleyecek başka bir durum da yoktur. Bu yüzden artık bir değişim aracı olmaktan çıkıp para olma yoluna doğru ilerlemelidir.

Lafı toparlarsak: Bitcoin'in gerçekten bir para haline gelip gelmediği hala açık bir ampirik sorudur, ancak bu noktada - Bitcoin zaten bir değişim aracı olduğu için - Mises'in regresyon teoreminin sonuçla hiçbir ilgisi yoktur. Yazar - Robert P. Murphy Çevirmen - Salih Kerem Kütük Bu yazı mises.org sitesinin ''Bitcoin and the Theory of Money'' adlı yazısının çevirisidir.

278 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör