İktisat, Matematiksel Bir Bilim Hâline Nasıl Geldi?

23/10/2022

Birçok kişi iktisat alanındaki mesleklerin fizik bilimine gıpta ve hasetle yaklaştığını iddia etmektedir. İktisatçılar, iktisada fizikçilerin fiziğe yaklaştığı şekilde yaklaşma dürtüsü yaşarlar. Bu inanışta doğruluk payı olsa da ekonomist E. Roy Weintraub, How Economics Became a Mathematical Science (İktisat, Matematiksel Bir Bilim Hâline Nasıl Geldi) adlı kitabında, iktisat alanında kullanılan yaklaşımların matematikte kullanılanlara daha çok benzediğini savunuyor. Bu da iktisadın neredeyse uygulamalı matematiğin bir dalı hâline gelmesine neden oluyor. Weintraub bu sonuca, matematiğin düşünce tarihini gözden geçirerek ve ardından meslekte kullanılan yöntemleri büyük ölçüde etkilemiş olan iktisatçılarla bağlantılar kurarak ulaşıyor. Aslında, 1870'lerdeki Marjinal Devrim'den bu yana önde gelen iktisatçıların büyük çoğunluğu iktisatçı olmadan önce matematikçi olarak eğitim almışlardır. Yani aslında iktisada yönelenler matematikçilerdi. İktisatçılar matematiğe gelmemişti. Sonuç olarak, o zamandan beri iktisat son derece matematikseldir ve iktisatçılar arasında matematiğin iktisada nasıl uygulanacağı konusunda pek çok tartışma yaşanmıştır. İktisat mesleğini büyük ölçüde etkileyen matematikçi iktisatçılardan biri de Fransız Gerard Debreu'dür. Debreu 1954 yılında ABD'li Kenneth Arrow ile birlikte genel bir rekabetçi Walrasçı denge için bir ispata ulaşmıştır. Debreu, 1959'da "Walrasçı genel denge modelinin aksiyomatizasyonu açısından hâlâ mihenk taşı olan" Değer Teorisi'ni yayınlamıştır.¹ Debreu'nün çalışmaları o kadar etkili olmuştur ki matematiksel yaklaşımı nedeniyle 1983 Nobel İktisat Ödülü'nü kazanmıştır. Bu ödül, ağır etkisini bugün de sürdürmektedir.


Debreu'nün iktisada yaklaşımı Bourbaki matematik ekolünden büyük ölçüde etkilenmiştir. 1930'lardan 1950'lerin başına kadar Bourbaki, o dönemde Amerikan çevrelerine egemen olan aynı matematik görüşünü paylaşıyordu. Matematiği "gerçek dünyadan herhangi bir girdiye ihtiyaç duymayan, kendi derinlik ve güzellik kriterlerine sahip ve gelecekteki büyümeye rehberlik eden bir iç pusulası olan özerk bir soyut konu" olarak görüyordu.² Bourbaki, "bir başyapıtın zarafetine ve inceliğine sahip" ve "küçümsenemeyecek" bir tutarlılıkta bir kitap yazmış olmasına rağmen, baştan sona saf ve titiz bir matematik yaratmakta başarısız olmuştur.³ Çünkü sistemlerinin temeli, matematikteki rakip yaklaşımların sunabileceği temellendirmeyi sağlayamayan muğlak bir yapı kavramına dayanıyordu. Böylece Bourbaki'nin saf ve yalıtılmış yaklaşımı gözden düştü. Tabii öncesinde Debreu'yü ve dolaylı olarak iktisat mesleğini etkilemeyi de başarmıştı.


Debreu, Bourbaki'nin matematik için yaptığını iktisat için yapmaya çalışmış ve benzer bir sonuçla karşılaşmıştır. Bourbaki paradigması altında bir matematikçi olarak eğitilen Debreu, iktisat mesleğinin matematiksel incelikten yoksun olmasından memnun değildi. Bu durum onu, Bourbaki'nin matematikte denediği benzer bir titizlik, saflık ve kendi içine kapanma ile iktisada yaklaşmaya motive etti. Örneğin, Debreu'nün Değer Teorisi "Bourbaki'nin Kümeler Teorisi'nin doğrudan bir benzeri" olarak görülebilir.⁴ Debreu'nün Değer Teorisi "Bourbaki'nin yaşadığı yapı ve "yapılar" sorunlarının çoğunu paylaşmaktadır."⁵ Bunlar Debreu ve diğer iktisatçılar Hugo Sonnenschien ve Rolf Mantel'in 1970'lerin başında keşfedecekleri sorunlardır. Bourbaki'nin yapılara dayanması gibi, Debreu'nün çalışması da Walrasçı genel dengeye dayanıyordu. Sonnenschein/Mantel/Debreu'nün (SMD) 1970'lerde ürettiği teoremler, Walrasçı genel dengeyi tamamen çürüterek, kendi ifadeleriyle, bir ekonominin istikrarlı bir denge noktasına nasıl ulaştığını güvenilir bir şekilde açıklayamadığını göstermiştir. Ne yazık ki Bilgide Cantillon Etkileri nedeniyle, Debreu'nün 1950'lerdeki çalışmalarının ve metodolojisinin momentumu ve etkisi, boş olmasına rağmen etkili olmaya devam etmektedir.


Debreu saf matematiksel yaklaşımıyla iktisat uzmanlığını değişime uğratmıştır. Öte yandan mesleğe her zaman matematikçiler hâkim olmuş gibi de görünüyor. Ve eski bir atasözünde belirtildiği gibi "elinizdeki tek alet çekiçse, her şeye çivi muamelesi yapmak cazip gelir." Debreu'nün yaklaşımı geniş çapta etkili olmuştur. Ancak bu yaklaşım, iktisat alanında kullanılan pek çok matematiksel yaklaşımdan biridir. Ve şu anda en popüler iki yaklaşım arasında gerilimler yaşanmaktadır. Bunlar matematiksel iktisatçılar ve ampirik iktisatçılardır. Debreu matematiksel iktisatçılara bir örnek olabilir. Günümüzde ampirik yaklaşım (yani ekonometri) giderek daha popüler hâle gelirken, matematiksel iktisatçılar 20. yüzyılın sonlarından bu yana hâkimiyetlerini ve prestijlerini yavaş yavaş kaybetmektedir. Ne yazık ki Avusturya Ekolü'ndekiler gibi küçük istisnalar dışında, tartışma, matematiğin hiç kullanılıp kullanılmaması gerektiğinden ziyade, iktisadî teorizasyonda matematiğin nasıl kullanılacağı ile sınırlıdır.


Dipnotlar:

1. E. Roy Weintraub, How Economics Became a Mathematical Science, Duke University Press, 2002, s. 114

2. A.g.e., s. 102

3. A.g.e., s. 108

4. A.g.e., s. 121

5. A.g.e., s. 123



Bu yazı Austrian Economics Substack adlı sitenin ''How Economics Became a Mathematical Science'' adlı yazısının çevirisidir.


Çevirmen: Zorbey Uyanık

69 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör