top of page

Tanrı Kapitalist mi ?

17/04/2021 - Doug French

Papalar normalde kendi alanları olan inanç ve ibadete sadık kalırlar. Ancak Papa Francis'in kapitalizme yönelik eleştirileri, covid pandemisinin başlangıcından bu yana artarak devam etti. Papa serbest piyasa düşüncesini "büyülü teoriler" olarak nitelendirmişti.


Francis geçen yılın sonlarında yayınladığı ansiklopedide "Pandemi karşısında dünya sistemlerinin gösterdiği kırılganlık, her şeyin piyasa özgürlüğüyle çözülemeyeceğini göstermiştir" diye yazmıştı. 'Üretken çeşitliliği ve iş yaratıcılığını destekleyen bir ekonomiyi teşvik etmeye' yönelik proaktif bir ekonomi politikasına sahip olmak ve işlerin kesilmesini değil yaratılmasını mümkün kılmak zorunludur."


Roger McKinney Papa ile aynı görüşü paylaşmıyor. Tanrı Bir Kapitalisttir: Musa'dan Marx'a Piyasalar adlı kitabında McKinney, "İncil'deki ekonomik prensiplerin bugün dünyanın karşı karşıya olduğu yoksulluk, eşitsizlik ve çevre kirliliği gibi en can sıkıcı sorunlara nasıl cevap verdiğini göstermektedir."


Papa Francis sosyalizmi savunurken McKinney, Francis'in hayalini kurduğu sistemin Nazi Almanyası, Stalinist Rusya ve Castro'nun Küba'sı gibi ülkelerde milyonlarca insanın ölümüne yol açtığına dikkat çekiyor.


McKinney'nin entelektüel yolculuğu kapitalizmin babası olarak adlandırılan Adam Smith ve onun Ulusların Zenginliği kitabıyla başladı. Ancak Smith kapitalizmin nereden geldiğine değinmiyordu ve McKinney İspanya'daki Salamanca Üniversitesi'ndeki ilahiyatçıların çalışmalarını keşfetmişti. Çinli entelektüellerin üç yüzyıl önce bildiği bir şeyi öğrendi: "Tanrı bir kapitalisttir."


Alt başlıkta da belirttiği gibi, McKinney kitabı iyiye karşı kötü, kapitalizme karşı Marksizm çerçevesine yerleştiriyor. McKinney'e göre bu tartışma M.Ö. 1500'de Musa ile başlamıştır: "Firavun erken dönem bir Marksist iken Musa serbest piyasanın dünyadaki en güçlü savunucularından biriydi."


Yazar kendisini teoloji söz konusu olduğunda muhafazakâr bir Evanjelik, ekonomik konularda ise Avusturya ekolünün bir savunucusu olarak tanımlamaktadır. Kapitalist argümanı desteklemek için büyük ölçüde Hayek, Mises ve diğer Avusturyanlara başvurmaktadır. McKinney, 2014 yılında borsa yatırımları üzerine yazdığı Financial Bull Riding adlı kitabında Avusturya iş döngüsü teorisini büyük bir etkiyle kullanmıştır.


İlginç bir ekleme de Hemult Schoeck ve kitabı Kıskançlık: Bir Sosyal Davranış Teorisi. Mckinney şöyle yazmaktadır: "Schoeck, Hıristiyanlığın kıskançlığı yok etmeden bastırmanın bir yolunu bularak ekonomik kalkınmayı ve kapitalizmi teşvik ettiğini savunmuştur."


McKinney'in "Hıristiyan Kapitalizmi" başlıklı en önemli bölümünde yazar, Salamanca Okulu'na geri dönerek ekonomiye dair ilk kavrayışları sağlayanların teologlar olduğunu hatırlatıyor. Yukarıda bahsi geçen Adam Smith iktisat değil, ahlak felsefesi öğretmiştir.


McKinney bu bölümde, "Bay Liberteryen" Murray Rothbard'ın siyasi görüşlerini sağlam ekonomiye dayandırdığını ve bu noktada durmuş olsaydı, "tarihte kendisine bir yer açacağını ve hocası Ludwig von Mises ve onun bir diğer büyük öğrencisi Hayek ile iyi bir arkadaşlık kuracağını" söylüyor. Ancak Rothbard bir ateistti ve bu onu bir süreliğine liberteryenizm temasının bir varyasyonunu savunan bir başka ateist olan Ayn Rand ile güçlerini birleştirmeye cesaretlendirdi. Rothbard, ateist bir ahlak sistemi inşa etmenin gerekli olduğunu düşünüyordu ve kendisini bunu yaratabilecek kapasitede görüyordu."


Birkaç satır sonra McKinney yazısında şunlara yer veriyor: "Açıkçası, Hıristiyanlar ahlaki değerlerini asla ateistlerden almamalıdır." Murray ile yaptığım konuşmalardan onu ateistten çok agnostik olarak hatırlıyorum. Murray'nin arkadaşı David Gordon da Jeff Deist'e şunları söylemiştir: "Bence o bir ateistti ama dine karşı düşmanlık beslemiyordu. Daha çok Tanrı'nın varlığına dair argümanları pek ikna edici bulmuyordu. Hayatının sonlarına doğru sanırım şöyle bir şey söyledi: 'Eğer bir Tanrı varsa, bu gerçekten hakkında hiçbir şey bilemeyeceğimiz ya da anlayabileceğimiz her şeyden tamamen farklı bir varlık olacaktır."


Gordon sözlerine şöyle devam etti: "Ama Randian'ların dediği gibi, eğer ateist değilseniz, gerçekten mantıksızsınızdır diyeceğini sanmıyorum. O bu görüşü benimsemezdi. İnsanlar ne düşünürse düşünsün, o çok hoşgörülüydü. Bu sadece onun anlayışıydı. En iyi arkadaşlarından biri Cizvit liberteryen Peder James Sadowsky idi ve Sadowsky'nin bir Cizvit olması dostluklarını hiç etkilemedi ve bence Tanrı'nın varlığı ya da ateizm Rothbard için gerçekten merkezi bir konu değildi."


McKinney'nin Murray Rothbard'ın Mises ve Hayek ile aynı safta olduğuna inanmadığını hayal etmek zor. Tarih aksini söylüyor. Bu yanlış adımın yanı sıra, McKinney ilgi çekici bir soruyu soran ve yanıtlayan büyüleyici bir kitap yazdı.


Yazar - Doug French

Douglas French, Mises Enstitüsü Onursal Başkanı, Early Speculative Bubbles & Increases in the Money Supply ve Walk Away: The Rise and Fall of the Home-Ownership Myth kitabının yazarıdır. Ekonomi alanındaki yüksek lisans derecesini UNLV'den almış ve hem Profesör Murray Rothbard hem de Profesör Hans-Hermann Hoppe ile çalışmıştır.


Çevirmen - Zorbey Uyanık


Bu yazı mises.org sitesinin ''Is God a Capitalist?'' adlı yazısının çevirisidir.


195 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör
Yazı: Blog2 Post
bottom of page