Sosyalist Fikirlerin Başarısı

Socialism: An Economic and Socialogical Analysis - Ludwig von Mises


Sosyalist Fikirlerin Başarısı

Sosyalizm günümüzün parolası/düsturu ve belgi sözüdür [tekrarlana tekrarlana olağan hâlini almış kelime veya deyimidir]. Kitleler onu onaylamaktadır. O, kitlelerin düşünce ve duygularını ifade etmektedir; zamanımıza mührünü vurmuştur. Tarih, hikâyemizi anlattığı zaman yukarıdaki bölümü, “Sosyalizm Çağı” şeklinde yazacaktır. Şimdilik, sosyalizmin, ideallerini temsil edebilecek bir toplum yaratmamış olduğu doğrudur. Ama bir nesilden daha fazla bir süredir medenîleşmiş ülkelerin politikaları sosyalizmin ağır ağır gerçekleşmesinden başka bir yöne doğru yönlendirilmemiştir.

Son yıllarda bu hareket, gözle görülür bir şekilde aşkla, şevkle büyümüştür. Bazı milletler, kelimenin tam anlamıyla, bir çırpıda sosyalizme geçmeye uğraşmışlardır. Rusya Bolşevikliği, gözlerimizin önünde, onun önemli olduğuna ister inanalım ister inanmayalım, projelerinin hayli büyük olmasından dolayı dünya tarihi için en ehemmiyetli başarılardan birisi olarak kabûl edilmesi gereken bir şeyi daha yeni gerçekleştirmiştir. Başka bir yerde hiç kimse bu kadar başarı elde etmemişti. Ama, sosyalizmin iç tutarsızlıkları ile sosyalizmin bütünüyle hayata geçirilemez olduğu gerçeği, sosyalist zafere mani olmuştur. Onlar, belirli/verili şartlar altında yapabilecekleri kadarını yapmışlardır. İlke olarak sosyalizme muhalefet etmek kolaydır.


Bugün, etkili hiçbir parti, kendisini üretim vasıtalarında özel mülkiyete adamaya açık bir şekilde cür’et edemeyecektir. “Kapitalizm” terimi, çağımızda, bütün kötülüklerin toplamını ifade etmektedir. Sosyalist fikirler, sosyalizmin muhaliflerini bile hâkimiyeti altına almaktadır. Özel sınıf çıkarı bakış açısından hareketle sosyalizmle mücadele etmeye uğraşırken, bu muhalifler –hassaten kendilerini “burjuvazi” veya “köylü” olarak adlandıran partiler- sosyalist fikrin bütün esaslarının geçerliliğini dolaylı bir şekilde kabûl ederler. Zira, eğer sadece, insanlığın bir bölümünün belirli menfaatlerine zarar veren sosyalist bir programa karşı bir itirazda bulunmak mümkünse, bir kimse hakikaten sosyalizmi onaylamış demektir. Eğer bir kimse, üretim vasıtalarında özel mülkiyete dayalı iktisadî ve sosyal teşkilâtlanmaya ilişkin bir sistemin topluluğun menfaatlerini yeteri kadar dikkate almayıp, sadece tek bir sınıfın menfaatlerine hizmet ettiğinden ve üretkenliği sınırlandırdığından şikâyet ediyorsa; eğer bir kimse, netice itibariyle, çeşitli “sosyal-siyasî” ve “sosyal reform” hareketlerinin destekçileriyle birlikte iktisadî hayatın bütün alanlarında devlet müdahalesini talep ediyorsa; şu hâlde bu kimse, sosyalist programın ilkelerini esas itibariyle kabûl etmiş demektir. Veya yinelersek, eğer bir kimse sadece, insan tabiatının mükemmel olmayan yanlarının sosyalizmin hayata geçirilmesini imkânsız hâle getireceği veya sosyalleştirmeye doğru bir kerede ilerlemek için hâlihazırdaki iktisadî şartların elverişsiz olduğu gerekçesiyle sosyalizme karşı çıkabilecekse; şu hâlde, bu kimse sadece, bir kimsenin sosyalist fikirlere belirli şartlarla teslim olduğunu itiraf eder. Milliyetçiler de sosyalizmi onaylamakta ve sadece onun milletlerarası oluşuna karşı çıkmaktadır. Sosyalizmi emperyalizme ilişkin fikirlerle telif etmek istemekte ve yabancı milletlere karşı mücadele etmektedir. Milliyetçi, milletlerarası değil, millî bir sosyalisttir; ama sosyalizmin temel ilkelerini de onaylamaktadır.


Sosyalizmin destekçileri, netice itibariyle, Bolşeviklerle ve onların Rusya dışındaki yoldaşlarıyla veya çok sayıda sosyalist parti üyesiyle sınırlı değildir: Sosyalist toplum düzeninin iktisadî ve ahlâkî olarak üretim vasıtalarının özel sahipliğine dayalı olan düzene üstün olduğunu düşünen kimselerin hepsi sosyalisttir; bu kimselerin, öyle veya böyle, herhangi bir sebeple, sosyalist idealler ile kendi menfaatlerini temsil ettiğine inandıkları belirli menfaatler arasında geçici veya sürekli bir uzlaşmaya gitmek istemeleri durumu değiştirmez. Eğer sosyalizmi bunun gibi geniş bir şekilde tanımlarsak, görürüz ki, insanların ekseriyeti bugün sosyalizmin içinde yer almaktadır. Liberalizmin** ilkelerini savunan ve onu, üretim vasıtalarının özel sahipliğine dayalı bir düzen içindeki iktisadî toplumun mümkün tek şekli olduğunu düşünen kimseler, hakikaten oldukça azdır.


Bu çarpıcı hakikat sosyalist fikirlerin başarısını ortaya koymaktadır; yani, sosyalist programı tamamen yasalaştırmayı amaçlayan politikayı sosyalizm olarak nitelendirmeye alışmışız; daha ılımlı ve çekingen bir şekilde aynı hedefe yönelmiş diğer hareketleri başka adlarla adlandırmamız ve hatta bunları sosyalizmin düşmanları olarak betimlememiz durumu değiştirmez. Bu sadece, sosyalistlerin hakiki muhaliflerinin oldukça azının solcu olmasından dolayı vaki olabilir. Liberalizmin vatanı, liberal politikalarla zenginleşmiş ve büyümüş bir millet olan İngiltere’de bile insanlar artık liberalizmin hakikaten ne anlama geldiğini bilmemektedirler. Bugünün İngiliz “liberaller”i, az veya çok, ılımlı sosyalistlerdir. Hiçbir zaman liberalizmi hakikaten bilmeyen ve liberalizm karşıtı politikalar nedeniyle güçsüz ve fakir kalmış bir ülke olan Almanya’da insanlar, nerdeyse, liberalizmin ne olabileceğine ilişkin bir kavramsallaştırmaya bile sahip değildir.


Rusya Bolşevikliğinin büyük gücü, sosyalist fikrin son yıllarda bu türden tam bir zafer elde etmesine dayanmaktadır. Bolşevikliği güçlü kılan şey, Sovyetlerin topçuları ve makineli silâhları değildir; ama bütün dünya, onların fikirlerine sempatiyle sahip çıkmaktadır. Pek çok sosyalist, Bolşevik girişimini daha olgunlaşmamış olarak telâkki etmekte ve sosyalizmin zaferi için geleceğe bakmaktadır. Yine de, Üçüncü Enternasyonal’in dünyadaki insanları kapitalizme karşı savaşa davet ettiği ifadeler ile tahrik edilmemiş olan hiçbir sosyalist yoktur. Yeryüzünün tamamında Bolşevikliğe doğru bir iştiyak hissedilmektedir. Zayıf ve kayıtsız/soğuk sempati, korku ve cesur müminin her zaman çekingen oportünistte uyandırdığı hayranlıkla karışıktır. Ama daha cesur ve daha tutarlı insanlar yeni bir çağın şafağını tereddütsüz selâmlarlar.


Yazar - Ludwig von Mises

Çeviren - Yusuf Şahin


Bu makale, Ludwig von Mises’in Socialism: An Economic and Socialogical Analysis (Liberty Fund, September 1981) adlı kitabının giriş bölümüdür.


Image source: Doha Debates

147 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör