Silah Kontrolü ve ''Silah Lobilerine'' Karşı Savaş İlanı I Zorbey Uyanık

26/05/2022 - Zorbey Uyanık

Bütün Amerika, bir saldırı haberiyle sarsıldı. Teksas eyaletine bağlı Uvalde kentinde bulunan Robb İlkokulu dün korkunç bir katliama sahne oldu. Saldırıda 19'u öğrenci 2'si öğretmen 21 kişi hayatını kaybederken saldırganın 18 yaşındaki Salvador Ramos olduğu açıklandı.


Bu trajik olay Amerika Birleşik Devletleri'nde bireysel silahlanmayı yeniden gündeme taşıdı. Bazı gruplar bu trajik olayın sonucunda daha fazla yasanın çıkartılmasını talep etti.


Genç bir vatandaşın saldırı silahına erişebilmesinin ''yanlış'' olduğunu belirten Biden, silah lobilerine karşı mücadelenin artık beklememesi çağrısında bulundu (Biden'ın diğer açıklamaları için tıklayınız).


Ne zaman bir silahlı saldırı meydana gelse medya, hükümet ve sosyal medya kuruluşları, bu saldırıda kullanılmış olan AR-15 gibi “saldırı tüfeklerinin” yasaklanması için birlikte iş birliği yapıyor.


Yaşanan trajik olaylar sebebiyle sivillerin silahlara erişiminin yasaklanması veya kısıtlanması gerekliliği ile ilgili argümanlara hepimiz yeterince aşina olduk. Bunlarla ilgili bazı gerçekleri tekrardan dile getirmek için uygun bir zamandayız.


Silah Yasaları


David Gornoski, silah yasaları ile ilgili bir yazısında bunu oldukça yalın bir dille ifade etmektedir:

Silah yasağı savunucuları kendi amacına ulaşırsa, AR-15 gibi silahlar ortadan kaybolmaz. Şiddet çetelerinin yeni bir nakit pazarı olur. Psikolojik olarak rahatsız olan silah kullanıcıları, tercih ettikleri silahı, yasaklanmış uyuşturucuları buldukları gibi yerel karaborsa kanallarından bulabileceklerdir. Hükümetler dahil herkes silahlarını eritse dünya daha iyi bir yer olurdu. Gerçekte, ayaklarımızı yere vurup “Yasakla!” diye bağırdığımızda silahlar kaybolmaz. Bunlar çetelerin silahlı adamlara satması için kârlı ürünler haline gelirler.

Yasal olarak kağıt üzerinde bireylerin silaha olan erişimini kısıtlamak ''iyi vatandaşın'' uyacağı bir yasal düzenleme olsa dahi buna ''kararlı suçluların'' uyacağı konusunda bir garanti yoktur. O halde bu yasal düzenlemeler iyi vatandaşın meşru müdafaa hakkını gasp ederken, mevcut suçlu üzerinde herhangi bir negatif etki alanı yaratmayacaktır. David Gornoski'nin de belirttiği gibi silahları yasaklamanın hiçbir mantıksal geçerliliği yoktur. Silahlar bir toz gibi uçup gitmeyecektir. Silah sahiplerinin çoğu ise silahlarını devlete tek tek teslim etmeyecektir. Silaha erişimin önünü kapatmayacaktır. Tam tersi, silahlar karaborsa içerisinde yerini bulacaktır ve bireyler devlet tarafından ''yasaklanan'' uyuşturuculara, pornografik içeriklere nasıl bu kadar zamandır ulaşabildiyse, aynı şekilde de silahlara ulaşabilecektir (hala ulaştığı gibi).


Liberallerin en çok kısıtlamak istediği silah türü olan tabancalara bakalım. Rothbard bir yazısında:

Liberallerin iddia ettiği gibi tabanca yasakları toplumdaki şiddetin derecesini gerçekten büyük ölçüde düşürdü mü? Kanıtlar tam tersini göstermektedir. Wisconsin Üniversitesi'nde, 1975 sonbaharında yapılan kapsamlı bir araştırmada, "silah kontrol yasalarının şiddet içeren suç oranını azaltmada bireysel veya toplu hiçbir etkisi olmadığı" konusunda kesin bir sonuca varıldı...

Zamanın bireysel silahlanma karşıtları, bu kısıtlamaların suç oranlarını düşürdüğünu söylemişti. Bu retorik söylemler dün yaşanan olaylarla birlikte kendini yeniden ortaya çıkaracak ve tekrar istenen hedeften çok uzak bir sonuca sürükleyecektir.


Bu trajik olayların temelindeki sorunlara odaklanmak yerine silahların bizzat kendisine savaş açan kesim ve bunlara önderlik yapmaya istekli olan hükümet, dönüp dolaşıp yine aynı yere gelecektir. Artık çözümleri silahlarda aramayı bırakmalıyız. Bunların caydırıcılığı ve önleyici gücünü dikkate almalı ve okulların nasıl korunacağı konusunda ki çözümlere odaklanmalıyız.


Sivillerin silahlara olan erişiminin kısıtlanması konusunda göze çarpan diğer bir yanılgı ise suça başvuracak bireylerin bu kısıtlamalara maruz kalmasıyla eylemlerinden vazgeçeceği anlayışıdır. Bir kişinin belli başlı amaçları olduğunda, bu kişi amaçlarına ulaşmak için farklı araçlar arasında seçim yapabilmektedir.


Scott A. Kjar'ın ifadesiyle:

Cho birçok insanı öldürmek istedi... Bu amaçla silahlar, mermiler, zincirler ve kilitler satın aldı (hayatta kalanların kaçmasını önlemek için). Silah kontrolü bunu önleyebilir miydi? Yoksa haftalarca silah, mermi, zincir ve kilit edindiği gerçeğine dayanarak bu saldırıyı haftalarca planlayan Cho, ikame mallar mı kullanırdı?..

Cho'nun amacına ulaşabilmesi adına oldukça fazla alternatifi vardır. Buradaki yanılgıyı suçlunun silah kontrolünün tamamen etkisinde kalmış bir senaryoda değerlendiriyoruz ki bu ekonomik olarak pek de mümkün değildir. Bu mümkün olsa dahi Cho'nun işleyeceği suç konusunda ikame mallara başvurması olasılıklar içerisindedir. Amaca giden yolda maruz kaldığı kısıtlama sadece eylemlerinde zaman aralığını genişletir. Cho, varsaydığımız ikame mallarla suçu işledi ve birçok savunmasız insanın ölümüne sebep oldu. Silah kontrolünün olmaması durumunda ise Cho, ikame mallar yerine başta belirttiğimiz silahlara başvurur. Buradaki ana fark ise silah kontrolün olmaması sayesinde diğer barış içinde yaşayan sivillerin de silaha erişiminin önü açılmasıdır. Cho, eylemlerini gerçekleştirirken psikolojik bir huzursuzluk ile yüzleşecektir çünkü saldırmayı planladığı sivillerin silahları olabilir ve oracıkta öldürülebilir. Cho, buna rağmen eylemini gerçekleştirmede kararlıdır ve saldırıya geçer. Cho, ikame mallarla yaptığı gibi sivilleri kolayca öldüremeyecektir. Karşılaşacağı tek şey vardır: meşru müdafaaya başvuracak silahlı bireyler. Karşı ateş gücü saldırının devamlılığını engelleyecektir. Polis güçleri gelene kadar her sivilin ölmeyi beklemesine gerek kalmayacaktır. Öldürülecek olan sivilin kendini silahlı saldırıgana karşı koruması hususunda avantajı olacaktır. Bu avantaja sahip olması konusunda da bir kısıtlama olmayacaktır. Kendini korumak kişinin kendi tercihidir. Silah sahibi olmamak da bir tercihtir lakin istenmeyen olasılıklara da kişi kendini hazırlamalıdır.


Her birey kendi mülkünü, sevdiklerini ve ailesini koruyabilmelidir/korumalıdır. En medeni toplum silahlanmış toplumdur. Bunu kavramanın özgürlüğümüz açısından önemi büyüktür. Kısacası silah yasaları silah şiddetine yön verecek, suçluya kolaylık sağlayacak ve eylemleri konusunda suçlulara duygusal bir avantaj yaratacaktır.


En Son Düzeni Sağlamak için Devlete Güvenildiğinde, Silahsız Milyonlar Öldü.


1920'lerde silah tescilini tercih eden Weimar Cumhuriyeti'nin yasalara saygılı vatandaşları yasalara uygun davranırken, Komünistler ve Naziler ise tam tersi bir tutum sergiledi. 1931'de Weimar yetkilileri, Yahudiler arasında silahlarını 24 saat içinde teslim etmeyi reddeden kişilerin idam edileceği bir Nazi devralma planlarını keşfetti. Bu tür tehditlere tepki olarak hükümet, "kamu güvenliği" için gerekliyse tüm ateşli silahların kaydedilmesine ve bunlara el konulmasına izin verdi. İçişleri Bakanı, kayıtların herhangi bir aşırılık yanlısı grubun eline geçmemesi gerektiği konusunda uyardı. 1933'te, Adolf Hitler liderliğindeki aşırılık yanlısı grup iktidarı ele geçirdi ve ortadan kaldırılması hedeflenen milyonlarca sivilleri silahsızlandırma programında işini kolaylaştırmak adına Weimar Cumhuriyeti'nin ''iyi niyetli'' olarak çıkarılmış silah tescil yasalarını kullandı. Önce hedeflenen kurbanlar yani yasalara uyan vatandaşlar, yasalarca silahsızlandırıldılar ve sonra kolayca toplanıp, toplama kamplarına sürüldüler, köle olarak çalıştırıldılar ve öldürüldüler. Niye? Çünkü hedeflenen kurbanlar bir kez silahsızlandırıldığında, mülklerinin yozlaşmış bir hükümet tarafından çalınmasına veya aynı yozlaşmış hükümet tarafından kendilerinin ve aile üyelerinin öldürülmesine etkili bir şekilde direnemezler.


1938'de Hitler yeni bir Silah Kontrol Yasası imzaladı. Artık birçok “devlet düşmanı” toplumdan uzaklaştırıldığına göre özellikle Nazi Partisi üyeleri için bazı kısıtlamalar biraz serbestleştirilebilirdi. Ancak Yahudilerin ateşli silah endüstrisinde çalışması yasaklandı. Sonrasında ise Kristal Gece yaşandı. Hiç şüphesiz öncesinde adeta bir silahsızlandırma yarışının olmasındaki temel amaçlardan biri de, o gün ki potansiyel direnişi olabildiğince minimalize etmekti. Bu sürecin daha ilerisini ve daha da gerisini görmek için söylemlerinden yararlandığım Stephen Halbrook'un Gun Control in the Third Reich: Disarming the Jews and "Enemies of the State" adlı kitabına göz gezdirebilir, bu sürecin ne denli korkunç bir şekilde ilerlediğine şahit olabilirsiniz.



Kaynak:

1- https://wyoleg.gov/InterimCommittee/2019/01-201910313-04Handout.pdf

2- https://mises.org/wire/rothbard-gun-regulation-explained

3- https://www.misesenstitusu.com/post/silah-yasaları-silah-şiddeti-yaratır

4- https://www.nationalreview.com/2013/12/how-nazis-used-gun-control-stephen-p-halbrook/

5- https://mises.org/library/fallacy-gun-control


Yazar - Zorbey Uyanık



55 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör