Rusya'nın Savaşını Anlamak: Aleksandr Dugin'in Garip Felsefesi

18/05/2022 - Antony P. Mueller

Ruslar "eskatolojik olarak seçilmişlerdir". Batı liberalizminin sahte inancına, sahte dinine ve onun şeytani modernitesinin, bilimciliğinin, postmodernitesinin ve yeni dünya düzeninin yayılmasına karşı durmalıdır. Bu, önde gelen Rus filozof ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in akıl hocası olan Aleksandr Dugin'in tezidir. Coğrafi bir “mihver bölgesi” olarak Rusya, Avrasya kıtasının kalbindeki konumunu yeniden kazanmalıdır.


Siyaset Felsefesi


Aleksandr Dugin'in siyasi gelenekçilik teorisi, materyalist, ateist ve modernist özelliklerinden kopmuş bir sosyalizmi talep etmektedir. Yaklaşımını “dördüncü siyaset teorisi” (2012) olarak adlandırmaktadır çünkü bu yaklaşım diğer komünizm, liberalizm ve faşizm ideolojilerine karşı tutum sergilemektedir. Moskova Lermontov Üniversitesi'nde sosyoloji ve jeopolitik dersleri veren Dugin, Rusya için yeni bir siyasi fikir arayışındadır. Bunu, Dugin'in "din, hiyerarşi ve aile" ile ilişkilendirdiği bölgenin geleneksel kimliğinde buluyor. Bu nedenle, teorisi postmoderniteye, sanayi sonrası topluma, liberal düşünceye ve küreselleşmeye karşı bir "haçlı seferi"dir.


Aleksandr Dugin, anavatanında tanınmış bir jeostratejist ve mevcut Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in akıl hocasıdır. Dugin için Amerika, Rus kültürü ve Rusya'nın kimliği için bir tehdittir. Şunları beyan ederken pozisyonunu açık bir şekilde ortaya koyuyor:

Modernitenin kesinlikle yanlış olduğuna ve Kutsal Geleneğin kesinlikle doğru olduğuna kuvvetle inanıyorum. ABD nefret ettiğim her şeyin tezahürüdür - Modernite, batılılaşma, tek kutupluluk, ırkçılık, emperyalizm, teknokrasi, bireycilik, kapitalizm.

Onun gözünde Amerika “Deccal toplumu”dur. Amerika Birleşik Devletleri, okyanusun diğer tarafında, “tarihsiz, geleneksiz, köksüz… Avrupalı ütopik rasyonalistlerin saf bir deneyinin sonucu” olan uğursuz ve endişe verici bir ülkedir. Amerika'nın gezegen egemenliğini empoze etmesinden ve tüm dünyaya yayılan yaşam tarzının zaferini yaşamasından yakınmaktadır. Amerika'nın ilerleme ve medeniyet normlarını “sadece ve sadece kendisinde” gördüğünü eleştirir.


Dugin'e göre ABD, herkesin “kendi izinden gitme, kendi kültürüne ve kendi değerler sistemine sahip olma hakkını” reddediyor. Dolayısıyla, Amerika'yı gömmenin “bizim dini görevimiz” olduğu sonucuna varıyor. Sadece Rusya'nın değil, hemen hemen tüm Avrasya kıtasının kurtuluşu "Kutsal Geleneğine" geri dönmesidir. Dugin'in gözünde Rusya gerçek kimliğine dönmelidir. Rusya'nın yüceliğine geri dönmesi ahlaki bir yükümlülüktür. Amerika, Rusya'nın mesih çağrısını yerine getirmenin önünde durmaktadır.


Jeopolitik


Dugin'in görüşüne göre, kültürel çatlağın jeopolitik bir karşı parçası var. Buradaki büyük vizyonu, Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra Avrasya'da kalan jeopolitik kara deliği dolduracak bir Paris-Berlin-Moskova mihveri oluşturmaktır.


Dugin'in temel jeopolitik kavramlarından bazıları, İngiliz jeopolitik coğrafyacı Halford J. Mackinder ve Alman jeopolitik teorisyen Karl Hans Haushofer'e (1869–1946) kadar uzanabilmektedir. Mackinder (1861–1947), Avrasya'nın kalbinin "tarihin coğrafi mihveri" olduğu tezini 1904 gibi erken bir tarihte Royal Geographic Society'nin bir toplantısında sundu.


Mackinder'in prognozu(öngörüsü), Avrasya'nın uçsuz bucaksız bölgesinin gemiler için erişilemez olmasına rağmen Rusya'nın kapsamlı bir demiryolu sistemi inşa etmesiyle bu dezavantajın sona ereceğidir. Gemiler için erişilemez olması artık bir dezavantaj değil. Rusya İmparatorluğu demiryolu sistemi ile “Finlandiya, İskandinavya, Polonya, Türkiye, İran, Hindistan ve Çin”e baskı yapma yolundadır. Genel olarak dünyada, modernize edilmiş bir Rusya, Almanya'nın Avrupa'da sahip olduğu merkezi stratejik konumu işgal edecektir.”


Mackinder'ın yirminci yüzyılın başındaki sunumu sırasında, Londra zaten Almanya'nın endüstriyel bir güç merkezi olarak yükselişinden endişe duyuyordu ve eğer Rusya bunu takip etseydi, yeni ve potansiyel olarak daha da büyük bir rakip ortaya çıkacaktı. Rusya ile Almanya arasında herhangi bir ittifakın önlenmesi, İngiltere'nin dış politika çevrelerinde stratejik öncelik kazandı. Avrupa'daki güç dengesini koruma ve Rusya'nın Almanya tarafından fethinin ilan edilmesi veya tam tersi kavramı stratejik bir zorunluluk haline geldi ve İngiltere'yi 1914'te I. Dünya Savaşı'na girmeye motive etti.


1920'lerde Karl Haushofer'in Paris, Berlin ve Moskova'dan Tokyo'ya uzanan jeostratejik bir mihver vizyonu Almanya'da şekillendi ve Sovyet stratejistlerini de cezbetti. Dugin'in jeopolitik teorisi bu düşünce çizgisinin devamını temsil etmektedir ve Haushofer'in yanı sıra Mackinder'in özdeyişini takip eder: "Doğu Avrupa'yı yöneten Heartland'e hakim olur: Heartland'i yöneten Dünya Yapay Takımadaları'na hakim olur: Dünya Yapay Takımadalarını yöneten Dünya'ya hakim olur."


Dugin'e göre Soğuk Savaş sırasında Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü ile Varşova Paktı arasındaki çatışma, Kartaca ve Roma arasındaki savaşla aynı bağlamda durmaktadır. Sovyetler Birliği'nin çöküşü ve Amerika Birleşik Devletleri'nin tek süper güç olarak yükselişi ile bu tarihi çatışma yeni bir aşamaya ulaştı. Şimdi, Rusya genişletilmiş bir NATO'ya karşı tek başına duruyor. Bununla Atlantik bölgesi ile Avrasya'nın kalbi arasındaki çatışma bir hesaplaşmaya doğru ilerliyor.


Dugin'in jeopolitik dünya görüşünün öne çıkmasından on yıl önce, Amerikalı jeopolitik stratejist Zbigniew Brzezinski de Doğu Avrupa'nın kalbini bir mihver bölgesi olarak tanımlamıştı. Brzezinski, The Grand Chessboard: American Primacy and Its Geostrategic Imperatives (2016) adlı kitabında, Amerika'nın dünyadaki birincil rolünü korumak ve Rusya'yı kontrol altında tutmak için Avrasya kıtasının Batı ve Doğu yakasındaki kaleleri olarak hem Almanya'yı hem de Japonya'yı dahil etmesi gerektiğini açıklamaktadır.


Rusya ve komşularının jeostratejik konumunun önemine gelince, Aleksandr Dugin ile Zbigniew Brzezinski arasında pek bir fark olmayacaktı. Her ikisi için de Avrasya, küresel üstünlük mücadelesinin oynanmaya devam ettiği satranç tahtasıdır. Bununla birlikte, Amerika ve Rusya arasındaki temel fark, Sovyetler Birliği'nin çöküşünün ABD'yi küresel erişime sahip ilk süper güç haline gelen eşsiz bir konumda bırakmış olmasıdır.


Brzezinski, bu hegemonyayı kurmak için Avrasya'nın “jeopolitik mihver” olduğunu ve Ukrayna'nın jeopolitik bir eksen devlet olduğunu açıklıyor. “Ukrayna olmadan Rusya bir Avrasya imparatorluğu olmaktan çıkar…. Ancak Moskova, Ukrayna üzerindeki kontrolü yeniden ele geçirirse… Rusya, Avrupa ve Asya'yı kapsayan güçlü bir emperyal devlet olma gücünü otomatik olarak yeniden kazanır.”


Eleştiri


Dugin'in “gelenek” ve “kimlik” iddiasında bulunmasını anlamak zor, oysa on dokuzuncu ve yirminci yüzyılların Rus tarihi bir felaketti. Felaketlerin yaşanmasına zemin hazırlayan hayali geleneklere tutunuyordu. Rusya'nın ilerlemesini engelleyen şey, Sovyetler döneminde mevcut liderliğe kadar devam eden Çarların liberalizme ve kapitalizme karşı direnişiydi.


Yirminci yüzyılda Rusya birbiri ardına felaketler yaşadı. 1905 Rus-Japon Savaşı, küçük düşürücü bir yenilgiyle sonuçlandı ve ülkede şiddetli ayaklanmalara yol açtı. Birinci Dünya Savaşı milyonlarca zayiata mal oldu ve Rusya ekonomisini harap etti. Bolşeviklerin yönetimi, 1918-21 kanlı iç savaşına ve ardından 1919-20 Rus-Polonya Savaşı'na yol açtı. Sovyetler Birliği varlığı, geniş toplama kampları ağı olan GULAG'ın kurulmasına paralel olarak başladı.


Zorla sanayileşme ve tarım arazilerinin kollektifleştirilmesi, Ukrayna ve Kazakistan'da milyonlarca ölümle sonuçlanan kıtlık olan Holodomor'u yarattı. Stalin'in terör rejimi milyonlarca insanı çalışma kamplarına hapsetti.


1941-45 II. Dünya Savaşı, korkunç askeri ve sivil kayıplara neden oldu ve hemen ardından, birçok Üçüncü Dünya ülkesindeki silahlanma yarışı ve maliyetli çatışmalarla Soğuk Savaş meydana geldi. Afganistan'da 1989'a kadar on yılı aşkın bir süredir devam eden trajik savaş, son darbeyi vurdu ve Sovyetler Birliği'nin dağılmasına yol açtı. Bir piyasa ekonomisi kurma yönündeki başarısız cazibe, refah getirmedi, oligarşik devlet kapitalizmini kurdu.


Aynı şekilde, Dugin'in Atlantik bölgesi ile Avrasya'nın kalbi arasındaki ana çatışma olarak savaş ve kültür analizi de sorunludur. Savaş ve kültür açısından, her iki açıdan da, "Avrasyalılara" karşı "Atlantikçiler" kavramı temelde kusurludur. Denizci Avrupalılar arasındaki savaşlar, Yunanistan ve Roma zamanlarından beri tarihe damgasını vurdu ve Amerika'nın keşfinden sonra yeni zirvelere ulaştı. Aynı şekilde, "kara güçleri" Fransa ve Almanya Rusya'yı işgal etti ve her ikisi de "Atlantikçilerin" yardımıyla Rusya tarafından yenilgiye uğratıldı.


Batı Avrupa ile Rus toprakları arasındaki temel kültürel çatlak tezine gelince, Rus Ortodoks Kilisesi'nin birçok açıdan Katolikliğe Batı'daki Protestanlıktan daha yakın olduğu unutulmamalıdır. On sekizinci yüzyılın Rus edebiyatı ve müziği, Avrupa'nın Batı kısmından derinden etkilendi ve Rus katkıları Batı Avrupa'ya güçlü bir şekilde geri döndü. Rusya'nın serbest kapitalizm ve klasik liberalizmin değerleri yerine Marksizmi benimsemesine neden olan kültürel bir çatlak değildi. Rusya Batı'dan sahte ideolojileri ithal etti. Rusya, Batı'dan gelen liberal kapitalizm yerine Batı'dan Marksizmi seçerek bugüne kadarki en büyük hatasını yaptı.


Ukrayna'daki mevcut savaşla ilgili olarak, sadece Rusya'nın dış politikası kendisini jeopolitiğin değil, Amerika'nın da rehinesi haline getirdi. Rusya, Ukrayna'yı kaybederek kimliğini kaybetmekten ve yeniden küresel bir oyuncu olma şansından korkmaktadır. ABD için Ukrayna, küresel hegemonik konumunu sürdürmek ve genişletmek için en önemli devlet olarak görülüyor. Her iki ülkede de dış politika yapıcıları coğrafi haritaya bakıyor ve bir satranç tahtası görüyorlar. Her ikisi de Ukrayna üzerindeki otoritenin kendi geleceklerine karar verdiğine inanıyor gibi görünüyor.


Dünya meselelerinin coğrafi olarak belirlenmesi gibi bir “fikir tespiti”nin kıtalardaki refahı ve barışı riske atması tarihte ilk kez olmayacaktır.


Çözüm


Aleksandr Dugin'in ideolojik yolunu izlerken, Rusya bir başka trajik hata daha yapacaktır. Hayali bir geleneğin yanılsamalarını takip etmek yerine Rus önderliği, serbest kapitalizm dışında özgürlüğün ve refahın olmayacağını kabul etmelidir.


Tarihsel olarak, Rusya'nın evi Avrupa'nın dışında değildir. Petersburg ve Moskova birer Avrupa şehirleridir. Ancak Batılı güçler Rusya'yı ortak bir güvenlik sistemine entegre edemezlerse, Rusya Asya'ya yönelecektir. Çin, Hindistan ve İran ile yeni birliktelikler beklemektedir.


Ukrayna'nın stratejik “öneme sahip” rolü düşünüldüğünde hem Rusya hem de ABD yanılıyor olabilir.


Yazar - Antony P. Mueller

Antony P. Mueller, şu anda Brezilya'da ders veren bir Alman ekonomi profesörüdür. Email iletebilirsiniz. Web sitesine ve bloguna bakabilirsiniz.


Çevirmen - Zorbey Uyanık


Bu yazı mises.org sitesinin ''Understanding Russia's War: The Strange Philosophy of Aleksandr Dugin'' adlı yazısının çevirisidir.


Image source: Getty

90 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör