Roma Hukuku: Laissez-Faire'den Devletçiliğe I Murray N. Rothbard

12/20/2011 - Murray N. Rothbard

[An Austrian Perspective on the History of Economic Thought (1995)]

Ortaçağ’da Hristiyan Batı’nın hukuki ve siyasi düşüncesinde ve kurumlarında en güçlü etkilerden biri antik Roma Cumhuriyeti'nden ve imparatorluğundan gelen Roma hukukudur. Roma hukuku klasik olarak milattan sonra birinci ve üçüncü yüzyıllar arasında gelişmiştir. Özel hukuk, sınırsız özel mülkiyet hakkının teorisiyle sınırsız ticaret ve sözleşme özgürlüğünün teorisini de geliştirmiştir. Roma kamu hukuku teoride devletin vatandaşlarının yaşamına müdahalesine izin verse de geç cumhuriyet ve erken imparatorluk zamanlarında çok az müdahale oldu.


Özel mülkiyet hakları ve laissez-faire bu sebeple sonraki dönemlerde Roma hukukunun temel mirasıydı ve Hıristiyan Batı ülkeleri tarafından bunların çoğu kabul edildi. 4. Ve 5. Yüzyıllarda Roma İmparatorluğu yıkılmış olsa da Roma hukukunun iki büyük koleksiyonunun somutlaştırıldığı gibi hukuki mirası devam etti: Batı’da etkili olmuş ve MS. 438’de İmparator II. Theodosius tarafından MS. 438 yılında ilan edilen Theodosius kanunları ve Doğuda etkili olmuş Bizans İmparatoru Jüstinyen tarafından MS 530 larda ilan edilmiş olan 4 ciltlik corpus Juris Civilis.


İki koleksiyonda satıcı ve alıcı tarafından gönüllü pazarlığın ve serbest bir şekilde belirlenen herhangi bir fiyatın adil fiyat (justum pretium) olduğu konusunu şiddetle vurgulamıştır. Her erkek kendi mülkleriyle istediklerini yapma hakkına sahipti ve bu mülkiyetleri vermek, satmak veya almak konusunda sözleşme yapma hakları da vardı ki bu sebeple özgürce anlaşılan ne olursa olsun fiyat adildi.


Nitekim Corpus'ta, üçüncü yüzyılın önde gelen birkaç Roma hukukçusu, 2. yüzyılın başlarındaki hukukçu Pomponius'tan laissez-faire ahlakının klasik bir ifadesinde alıntı yaptılar: “Alışta ve satışta doğal hukuk sadece bir tarafın malı olduğundan ucuza almasına ve öteki tarafa malı olduğundan daha pahalıya satmasına izin verir; Bu sayede iki tarafta birbirini alt etmesine müsaade eder” ve "Tarafların alış ve satış fiyatında birbirlerinin önüne geçmeleri doğal olarak haklarıdır." Buradaki tek sorun şu garip kısım serbest bir pazarlığın ortaya çıkaracağı değer dışında gerçek bir değeri olduğu tahmini yürüten kısmı yani “Malın ederi” kısmıdır. Geleceğin kötü bir habercisi olacak bir kısım.


Daha spesifik olarak, Theodosian kanunu bu konuda kesindi: gönüllü pazarlıkla belirlenmiş herhangi bir fiyat meşru ve adildir, buna tek istisnası sözleşmenin bir çocuk tarafından yapılmasıdır. Zorlamayla veya hileyle yani mülkiyet haklarındaki ihlaller tabii ki yasadışı sayılmıştır. Kanun, bir malın değerinin alıcı veya satıcı tarafından bilinmemesinin, yetkililerin devreye girmesi ve gönüllü olarak üzerinde anlaşmaya varılan sözleşmeyi feshetmesi için yeterli bir neden olmadığını açıkça belirtiyordu.


Theodosian Yasası, Batı Avrupa'da, örneğin 6. ve 7. yüzyıllarda ortaya konan Vizigot yasası ve 8. yüzyılın başlarındaki Bavyera yasası gibi etkisini sürdürdü. Bavyera kanunu, bir alıcının daha sonra üzerinde anlaşılan fiyatın çok yüksek olduğuna karar vermesi nedeniyle bir satışı iptal edemeyeceğine dair açık bir hüküm ekledi. Theodosius Yasası'nın bu laissez-faire yönü daha sonra MS 9. yüzyılda St. Benedictus Diaconus tarafından "kapitüller" (kararnameler) koleksiyonuna dahil edilerek Hıristiyan kilise hukukuna dahil edildi.


Doğu'da ilan edilen Jüstinyen Corpus, aynı şekilde laissez-faire'e adanmış olsa da, küçük olmasına rağmen daha sonraki zamanlarda büyüyecek ek ve serbest pazarlığa yönelik saldırıları haklı çıkaracak bir unsur içeriyordu. Mahkemelerin zararın ödenmesi için mülkü nasıl değerlendirebileceğine ilişkin Justinian tartışmasının bir parçası olarak, Kanun, bir satıcı mülkünü "adil fiyatın" yarısından daha azına sattıysa, o zaman "büyük kayıp" (laesio enormis) olduğunu belirttirdi. Satıcı, bu durumda, alıcıdan orijinal fiyat ile adil fiyat arasındaki farkı geri alma veya mülkünü bu orijinal fiyattan geri alma hakkına sahipti. Görünüşe göre bu madde, yetkililerin bir şekilde "gerçek" fiyatı değerlendirmesi gereken ve sonraki yüzyılların yasaları üzerinde hiçbir etkisi olmayan gayrimenkuller ve zarar tazminatları için geçerliydi. Ama gelecekte talihsiz etkiler doğuracaktı.



Bu makale, An Austrian Perspective on the History of Economic Thought, bölüm 2.1, "Roma Hukuku: Mülkiyet Hakları ve Laissez-Faire" cilt 1'den (1995) alıntılanmıştır.


Yazar - Murray Rothbard

Murray N. Rothbard ekonomi, tarih, siyaset felsefesi ve hukuk teorisine büyük katkılarda bulundu. Avusturya ekonomisini bireysel özgürlüğe hararetli bir bağlılıkla birleştirdi.


Çevirmen - Mert Halil Bölükbaşı


Bu yazı mises.org sitesinin ''Roman Law: From Laissez-Faire to Statism'' adlı yazının çevirisidir.


130 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör