top of page

Özgürlük İçin Bastiat Stratejisi

07/09/2022 - J.W. Rich

Mizah, insanlık hâlindeki birkaç sabitten biridir. Nereye giderseniz gidin, hangi dili konuşursanız konuşun, hangi zamanda ve hangi kültürde olursanız olun, mizah her zaman vardır. Her zaman gülmek ve şakalaşmak vardır. İnsan olmanın ne anlama geldiğinin neredeyse temel bir parçası gibi görünüyor. Acıyı hafifletme, mutluluk getirme ve en karanlık koşulları bile aydınlatma gibi güçlü özelliklere haizdir.


Ancak mizahın bu yönleri arasında alışılmadık bir özellik daha vardır: Meşruiyetten arındırma gücü. Mizah, doğasında barındırdığı güç nedeniyle diğer algılarımızı etkili bir şekilde bastırabilir ve hükümsüz kılabilir. Örneğin, mizahı bir otorite nesnesine yönelttiğinizde, ona duyulan tüm saygı ve hürmet tamamen kaybolabilir. Bir zamanlar bir kişi, yer ya da olay büyük bir saygınlığa ve itibara sahipken, mizah bunların hepsini silip süpürecek ilginç bir güce sahiptir. Bu nedenle krallar ve diğer devlet başkanları, kendi aleyhlerine mizah ve hiciv yapılmasını tarihsel olarak hiç hoş karşılamamışlardır. Mizah ve hiciv onların yönetme hakkı algısını zayıflatır ve dolayısıyla iktidarlarını devam ettirmek için ortadan kaldırılmaları gerekir.


Benzer şekilde, bir korku nesnesine yönelik mizah yapabiliyorsanız, o nesne daha önce sahip olduğu korkutucu yönlerini kaybeder. Mizah, bireylerin otoritesini silebildiği gibi, korkularımızın otoritesini de silebilir. "Darağacı mizahı" (kara mizah) olgusu bu olgunun bir örneğidir. Yoğun stres durumlarında insanoğlu doğal olarak bir başa çıkma mekanizması olarak mizaha yönelir.


Çevremizde mizahi meşruluktan arındırmanın sayılamayacak kadar çok örneğini bulabiliriz. Tarihteki en iyi ve en ünlü örneklerden biri "Büyük Diktatör" filmidir. 1940 yılında gösterime giren bu kısa filmin başrolünde büyük komedi oyuncusu Charlie Chaplin yer alıyordu. Film, Adolf Hitler'i hicvediyor ve onu beceriksiz, sakar bir aptal olarak gösteriyor ve Hitler'in bilinen birçok ikonik özelliğini maskara ediyordu. Film gösterime girdiğinde Amerika Birleşik Devletleri henüz Almanya ile savaş hâlinde olmasa da filmin etkisi, izleyenlerin Adolf Hitler'e karşı duymuş olabilecekleri korkunun, Chaplin'in onu komik bir şekilde canlandırması sayesinde büyük ölçüde azalmasıydı. Hitler'in daha önce korku ve endişeye neden olan tüm nitelikleri, gülünç ve nahoş karakter kusurlarına dönüştürülmüştü.


Liberteryenler için mizahın bu kendine özgü meşruiyetten arındırma gücü özellikle ilgi çekici olmalıdır. Liberteryenlerin amacı, devletin büyüklüğünün, gücünün ve kapsamının mümkün olduğunca azaltıldığını görmektir. Tahmin edilebileceği gibi, bu hedefe nasıl ulaşılacağına dair önerilen stratejiler hiç de az değil. Bu stratejilerin ne kadarının başarıya ulaşabileceği ise ayrı bir konu. Çok çeşitli önerilere rağmen, mizahın özgürlük için bir araç olarak kullanılmasından neredeyse hiç bahsedilmiyor. Liberteryenlerin mizah konusunda hiçbir eksiği olmasa da bunu devlete karşı kullanma fikri çoğunlukla dikkate alınmamıştır.


Mizah, strateji açısından ne gibi değerlere sahiptir? Liberteryenler devlete karşı mücadelelerinde neden mizahtan yararlanmalıdır? Mizahın, onu cazip bir stratejik seçenek hâline getirebilecek bir dizi çekici özelliği vardır. Birincisi, herhangi bir olağanüstü çaba gerektirmez. Özgürlükçü bireyler zaten bir süredir mesajlarında mizahı kullanıyorlar. Ayrıca, liberteryen toplumu gerçekleştirmeye yönelik diğer stratejilerle de mükemmel bir şekilde bağdaşıyor. Mizahtan sonuna kadar yararlanmış olmamız bizi başka yollara başvurmaktan mahrum bırakmıyor. Son olarak, mizah, liberteryenlerin siyasî meselelerle ilgili bilgileri ya da ilgileri ne olursa olsun herkese hitap etmelerine imkân tanır. En başta da belirttiğimiz gibi mizah evrenseldir. Herkes iyi bir şakaya gülebilir. Benzer şekilde, devlet aleyhine yapılan iyi bir şakaya da herkes güler.


Peki bu mizah kullanma stratejisi geçmişte hiç kullanıldı mı? Alışıldık bir durum olmamakla birlikte, daha önce özgürlükçü düşünen bazı kişiler tarafından kullanılmıştır. Fransız klasik liberal ekonomist Frédéric Bastiat, bunların en önde gelenidir. Bastiat, kitapları ve makaleleri aracılığıyla Fransa'da serbest piyasalar ve serbest ticareti savunmak için yıllarını harcadı. Bunlardan en ünlüsü, bugün bile iktisat öğrencileri tarafından okunan "Mumcuların Dilekçesi"dir. Bastiat, bu denemesinde, haksız rekabetten korunmak için hükümete dilekçe veren bir mumcular loncasını temsil ettiğini söyler. Burada "ne rekabeti?!" diye düşünebilirsiniz. Güneş tabii ki! Güneş her gün saatlerce ücretsiz ışık sağlıyor ve mumcuların böylesine yaygın bir ışık kaynağına karşı rekabet edebilme şansı yok. Çözüm ne mi? Fransa'da yaşayanlar güneş ışığının içeri girmesini engellemek için gün boyunca pencerelerini perde ve çarşaflarla kapatmalıdır. Ayrıca mümkün olduğunca çok işi içeride yapmalı ve mümkün olduğunca az dışarı çıkmalılar. Sonuç olarak, daha fazla mum satın almak zorunda kalacaklar ve mum üreticileri artık güneşin neden olduğu haksız rekabetten zarar görmeyecektir.


Bu denemenin amacı, Fransa'daki esnaf ve sanayicilerin yurtdışından gelen "haksız rekabetle" mücadele etmek için korumacı gümrük tarifelerine yönelik argümanlarını hicvetmektir. Bastiat'nın bu denemeyle ustaca işaret ettiği şey, bu tür argümanların zorlu rekabetin bir şekilde kötü bir şey olduğunu ileri sürmesidir. Fransız üretici ve imalatçılar neden koruma altına alınmalıdır? Sonuçta, eğer yurtdışındaki üreticiler Fransa'dakilerden daha verimliyse, Fransız vatandaşların bunun yerine onlardan alışveriş yapmaları daha iyi olmaz mı?


Ancak daha temel bir açıdan bakıldığında, makale, korumacı argümanların meşruiyet algılarının yarattığı yapıyı ellerinden alarak onları yerle bir ediyor. Makaleyi okuduktan sonra, korumacılık argümanları bir daha ciddiye alınmıyor. Bir zamanlar sahip oldukları tüm inandırıcılıkları yitip gitmiştir. Neden hatalı oldukları ya da hatalarının nerede yattığı tespit edilemese bile, mizah yoluyla bir şeylerin hatalı olduğu işaret edilir. Bastiat, bu makalede herhangi bir argüman ya da iktisadî çözümlemeye yer vermese de makalenin sonunda korumacılığa yönelik her türlü iddia etkili bir şekilde geçersiz kılınmıştır. Bastiat'nın bu yöntemi devletin ekonomik müdahalesine karşı çıkmak için kullanmakta usta olması, "Özgürlük için Bastiat Stratejisi" başlıklı bu denemeyi ortaya çıkarmıştır.


Bastiat bu yöntemi özellikle ekonomik korumacılığa karşı kullanmıştır, ancak Liberteryenler bunu devlete karşı diğer mücadelelerde de kullanabilirler. Gerçekten de devletin kendisi bu tür bir saldırıya karşı son derece savunmasız bir kurumdur. Liberteryenler devletin kendisini sürekli olarak olmadığı bir şeymiş gibi sunduğunu düşünür. Devlet kendisini iyi ve yardımsever bir örgüt olarak sunar, ancak gerçekte mafyatik bir örgütten başka bir şey değildir. Mülkiyet haklarının koruyucusu olduğunu iddia eder, ancak gerçekte toplumdaki mülkiyet haklarının açık ara en büyük ihlalcisidir. Devletin bu konumu ve gerçekleştirdiği eylemler doğası gereği komedidir ve liberteryenler bundan istifade etmelidir.


Liberteryenlerin devlete karşı mizahı kullanabilecekleri bazı pratik yollar nelerdir? Oldukça uzun bir süredir kullanımda olan bir yol zaten mevcuttur. Bu, "mem" kültürünün modern gelişimidir. Eğer bu yazıyı okuyorsanız, eminim internet memi kavramına zaten aşinasınızdır, bu nedenle size ayrıntılı bir açıklama yaparak vaktinizi almaktan kaçınacağım. Bununla birlikte, liberteryenler, memler var olduğundan beri onları liberteryen mesajları yaymak (ve çoğunlukla sadece gülmek) için bir araç olarak kullanmaktadır. Memler bu görev için özellikle idealdir çünkü paylaşılmaları ve çoğaltılmaları kolaydır ve hâlihazırda internet üzerinde yaygın bir mizah aracıdırlar. Liberteryenler çoğunlukla bilinçsizce de olsa bunu zaten bir araç olarak kullanmaktadır, ancak devlet tiranlığına karşı mücadelede de bilinçli olarak kullanılmalıdır.


Ne yazık ki liberteryenler için devlete karşı mücadelede sihirli değnek yoktur. Murray Rothbard'ın hayal ettiği, basıldığında devleti ortadan kaldıracak varsayımsal düğme, her ne kadar üzücü olsa da gerçekte yoktur. Liberteryenler devlet gücüne karşı mücadelelerinde bilinçli bir şekilde savaşmalı ve strateji geliştirmelidir. Devletin sahip olduğu en güçlü silah, meşruiyet algısının sebep olduğu duygulardır. Devletin hükmettiği insanlar, devletin varlığını sürdürebilmesi için buna hakkı olduğuna inanıyor olmalı. Eğer bu ortadan kalkarsa devlet yıkılır. Mizahın eşsiz bir meşruluğu ortadan kaldırma gücü vardır ve devlet benzersiz bir mizahi konumdadır. Liberteryenler devletle mücadelelerinde pek çok araç kullanmışlardır ve cephaneliklerine mizahı da eklemeleri akıllıca olacaktır. İşe yaramazsa bile, en azından bu yolda iyi bir eğlence yaratmış oluruz.


 

Yazar: J.W. Rich
J.W. Rich, Charlotte/Kuzey Carolina'da bir ekonomi öğrencisi ve yazardır. Blogundan diğer yazılarına, Twitter'dan da kendisine ulaşabilirsiniz.

Çevirmen: Utku Aslanoğlu
123 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör
Yazı: Blog2 Post
bottom of page