Neden Mises (ve Hayek değil)? I Hans-Hermann Hoppe

Eski dostum Ralph Raico'nun 15 yıl önce yazdığı bir makaleden bir alıntıyla başlayayım:

Ludwig von Mises ve F. A. Hayek, bu yüzyılın en seçkin klasik liberal düşünürleri olarak kabul edilir. Onlar aynı zamanda en iyi bilinen iki Avusturyalı iktisatçıdır. Onlar büyük bilginler ve büyük adamlardı. İkisi de öğretmenim olduğu için şanslıydım… Yine de dünyanın onlara çok farklı davrandığı açık. Mises, Ekonomide Nobel Ödülüne karşıydı ve Hayek'in Mises'in ölümünden bir yıl sonra kazandığı Nobel Ekonomi Ödülü'nü reddetti. Hayek, serbest girişim için ara sıra antolojiye alınır ve üniversite derslerinde okutulur; Mises, Amerikan akademisinde neredeyse hiç bilinmiyor. Serbest piyasayı genel olarak destekleyen kuruluşlar arasında bile, onurlandırılan ve çağrılan Hayek'tir, Mises ise görmezden gelinir veya geri plana itilir.

Bunun neden böyle olduğunu tahmin etmek - ve bir tez sunmak - ve nedenini açıklamak istiyorum - ve ben, buradaki çoğumuzun çok farklı bir görüşe sahip olduğunu düşünüyorum. Neden ben (ve muhtemelen siz) Hayekçi değil de Misesçisiniz?


Benim tezim, Hayek'in daha fazla öne çıkmasının onun ekonomisiyle neredeyse hiç ilgisi olmadığıdır. Mises'in ve Hayek'in ekonomisinde çok az fark vardır. Aslında, Hayek ile ilişkilendirilen çoğu ekonomik fikir Mises tarafından ortaya atılmıştır ve tek başına bu gerçek bile Mises'i bir iktisatçı olarak Hayek'in çok üzerinde bir konuma getirir. Ancak günümüzün sözde Hayekçilerinin çoğu eğitimli ekonomistler değil. Hayek'in bir ekonomist olarak ilk şöhretinden sorumlu olan kitapları, yani onun Para Teorisi ve Ticaret Döngüsü ve Fiyatlar ve Üretimini gerçekten çok az kişi okudu. Ve bugün onun Saf Sermaye Teorisi'ni baştan sona okuyan 10'dan fazla insan olmadığını tahmin etmeye cesaret ediyorum.


Aksine, Hayek'in daha fazla öne çıkmasını açıklayan şey, Hayek'in çoğunlukla profesyonel yaşamının ikinci yarısında siyaset felsefesi alanındaki çalışmalarıdır - ve burada, bu alanda, Hayek ile Mises arasındaki fark gerçekten çarpıcıdır.


Benim tezim esasen arkadaşım Ralph Raico'nun da ileri sürdüğü tezin aynısı: Hayek hiç de klasik bir liberal değil ya da NZZ'nin son zamanlarda kendisinden habersiz olarak bahsettiği gibi bir "Radikalliberal" değil. Hayek aslında ılımlı bir sosyal demokrattır ve sosyal demokrasi çağında yaşadığımız için bu onu "saygın" ve "sorumlu" bir akademisyen yapar. Hayek, hatırlayabileceğiniz gibi, Serfliğe Giden Yol'u "tüm partilerdeki sosyalistlere" adadı. Ve tüm partilerdeki sosyalistler şimdi Hayek'i kendilerini "liberaller" olarak sunmak için kullanmasıyla ona geri ödüyorlar.


Şimdi kanıta gelelim ve bunun için çoğunlukla Özgürlük Anayasası'na ve Hayek'in siyaset teorisi alanına en önemli katkıları olarak kabul edilen üç ciltlik Hukuk, Mevzuat ve Özgürlük'e güveniyorum.


Hayek'e göre, hükümet aşağıdaki görevleri yerine getirmekte "zorunludur": sadece "yasayı uygulamak" ve "dış düşmanlara karşı savunma" için değil, aynı zamanda "ileri bir toplumda hükümet, vergilendirme yoluyla fon sağlama gücünü, bir dizi sayı sağlamak için kullanmalıdır.(Her zaman piyasanın sağlamadığı sonsuz sayıda mal ve hizmet bulunduğundan, Hayek hükümete açık çek verir.)


Bu mal ve hizmetler arasında

şiddete, salgın hastalıklara ya da sel ve çığ gibi doğal güçlere karşı korumanın yanı sıra modern şehirlerdeki yaşamı katlanılır kılan pek çok kolaylık, çoğu yol... tapu kayıtları, haritalar ve istatistiklerden piyasada sunulan bazı mal veya hizmetlerin kalitesinin belgelenmesine kadar uzanan bilgiler...

Ek hükümet işlevleri arasında "herkes için belirli bir asgari gelirin güvencesi"; hükümet "harcamalarını zaman içinde öyle bir şekilde dağıtmalı ki, özel yatırım işaretlendiğinde devreye girsin"; okulları ve araştırmaları finanse etmenin yanı sıra "inşaat düzenlemeleri, saf gıda yasaları, belirli mesleklerin sertifikalandırılması, belirli tehlikeli malların (silahlar, patlayıcılar, zehirler ve uyuşturucular gibi) satışına ilişkin kısıtlamaların yanı sıra bazı güvenlik önlemlerinin alınmasını sağlamalıdır. Üretim süreçlerine ilişkin sağlık düzenlemeleri ve tiyatro, spor alanları vb. kamu kurumlarının sağlanması."; ve "kamu yararını" geliştirmek için "seçkin alanın" gücünü kullanmalıdır.


Ayrıca, genel olarak, "genel zenginlikteki ve nüfus yoğunluğundaki artışla birlikte, yalnızca kolektif eylemle karşılanabilecek tüm ihtiyaçların payının artmaya devam edeceğine inanmak için bazı nedenler vardır" görüşünü savunur.


Ayrıca, hükümet kapsamlı bir zorunlu sigorta sistemi uygulamalıdır, kamu, sübvansiyonlu konut olası bir hükümet görevidir ve benzer şekilde "şehir planlaması" ve "imar" uygun hükümet işlevleri olarak kabul edilir - şu şartla ki: "kazançların toplamı, kayıpların toplamını aşıyor." Ve son olarak, "rekreasyon olanaklarının sağlanması veya doğal güzelliklerin veya tarihi alanların veya bilimsel ilgi alanlarının korunması… Tabiat parkları, doğa koruma alanları vb." meşru hükümet görevleridir.


Ayrıca Hayek, hükümetin ne kadar büyük olduğunun veya ne kadar hızlı büyüdüğünün önemsiz olduğunu kabul ettiğimizde ısrar ediyor. Tek başına önemli olan, hükümet eylemlerinin belirli resmi gereklilikleri yerine getirmesidir. "Önemli olan hükümet faaliyetinin hacminden ziyade karakteridir." Bu haliyle vergiler ve vergilendirmenin mutlak yüksekliği Hayek için bir sorun değildir. Vergiler – ve aynı şekilde zorunlu askerlik hizmeti – zorlayıcı tedbirler olma özelliğini kaybeder,

en azından tahmin edilebilirlerse ve bireyin enerjilerini başka türlü nasıl kullanacağından bağımsız olarak uygulanırlarsa; bu onları zorlamanın kötü doğasından büyük ölçüde mahrum eder. Belli bir miktar vergi ödemenin bilinen gerekliliği tüm planlarımın temelini oluşturuyorsa, eğer bir dönem askerlik kariyerimin öngörülebilir bir parçasıysa, o zaman bağımsız olarak kendi hayatımın genel planını takip edebilirim.

Ama lütfen, orantılı bir vergi ve genel askerlik olmalı!


Hayek'in karışık ve çelişkili özgürlük ve zorlama tanımlarını alıntılayarak devam edebilirim, ancak bu benim fikrimi açıklamak için yeterli olacaktır. Sadece soruyorum: Hangi sosyalist ve hangi yeşil(doğa fetişisti) tüm bunlarla ilgili herhangi bir zorluk çekebilir? hepsi gururla kendilerine liberal diyebilirler.


Belirgin bir karşıtlık içinde, Mises çok farklı! Ona göre liberalizmin tanımı tek bir terimde toplanabilir: özel mülkiyet. Mises için devlet yasallaştırılmış güçtür ve onun tek işlevi antisosyal unsurları boyun eğdirerek can ve mülkiyeti korumaktır. Geri kalanına gelince, hükümet "silahlı adamların, polislerin, jandarmaların, askerlerin, gardiyanların, cellatların istihdamıdır. Devletin asli özelliği, kararlarını döverek, öldürerek, hapsederek uygulamasıdır. Daha fazla hükümet müdahalesi için nihayetinde daha fazla zorlama ve daha az özgürlük talep eder.


Ve bu, Mises'i pek okumayan ama her zaman "Mises bile bir anarşist değildir" diye nida edenler içindir. Kendi entelektüel ustam Murray Rothbard'ın belirttiği gibi, Mises bir ''bırakınız yapsınlar(laissez-faire)'' radikalidir: bir aşırılıkçıdır.


Yazar - Hans-Hermann Hoppe

Çevirmen - Zorbey Uyanık

Bu yazı mises.org sitesinin ''Why Mises (and not Hayek)?'' adlı yazının çevirisidir.


495 görüntüleme0 yorum