Mises Enstitüsü Türkiye I Zorbey Uyanık

Mises Enstitüsü Türkiye oluşumu kulağa farklı gelebiliyor çünkü bulunduğumuz coğrafya bireysel özgürlüklerin ve ekonomik bilincin en zedelenmiş bölgelerinden biridir. Her şeyden önce insanların fikirleri konusunda açık sözlü olması belli başlı maliyetleri birlikte getiriyor. Böyle bir süreç varlığını korurken böyle şeffaf bir düşünce kuruluşunun oluşumunda gönüllülük rolü üstlenmek pek akıllıca gözükmeyebilir. Bu kuruluşun ilk oluşumunu sağlayan sayın Caner Baykal olmuştu. Tabi onla birlikte sayın Kaan Doren bu sürece eşlik etmişti. Kaan Doren ile tanışma fırsatım olmadı fakat burada asıl teşekkür etmek istediğim Caner Baykal olacaktır. Kendisiyle tanışma sürecim çok detaylı olmasa da böyle bir kişilik ile tanışmak benim için büyük bir zevkti. Kendisinden sonra bu süreci yürütmeye karar veren ikinci kişi olarak tamamen kendi insiyatifimle bu kuruluşu kurdum ve şuan yürütmekteyim. Kendisine tekrardan teşekkür ederek konuşmama başlamak istiyorum.


Avusturya Okulunu keşfetme sürecim aslında tamamen politikaya olan ilgimin beni sürüklediği uçsuz bucaksız serüvenler ile gerçekleşti. Bulunduğum çevrem 3. dünya görüşlerini muhafaza ediniyor, duygusal yaklaşımlar sergiliyor ve beni etkiliyorlardı. Devletlerin ''yüce'' yapısı hakkında tarihin tozlu sayfaları beni içine daha çekiyor ve tamamen ''yanlış'' yönde radikal tutum almama olanak sağlıyorlardı. Bu süreç beni insanlığın reddetmesi gereken bir profile dönüştürmüştü. İnsan doğası hakkında ki yorumlarım, tarihe yönelik perspektifim ve olmayan iktisadi bilgim ile bir mübadele sürdürme sürecim tamamen acınası bir görünüm veriyordu. Bu körleşme sürecim kendi psikolojime büyük bir zarar veriyordu. Bunun farkındaydım fakat yaşadığım sıkıntıların bana etkisini kâtiyen reddediyordum. Bu ise benim gençlik dönemimi bir zehire dönüştürdü ve ailem ile olan ilişkime çok büyük zararlar verdi. Sosyal bir yaşantıdan uzak dört duvar arasında kimsenin hayal etmek istemeyeceği düşünceler arasında dalıp gidiyordum. Fakat bir vahiy inmişçesine hiç tanışma fırsatım olmasa da akıl hocam olarak belirttiğim profesör Hans-Hermann Hoppe'ye denk geldim. Düşünceleri ve fikirleri benim ilgimi çekmeye başlamıştı fakat buna vakit ayırma konusunda ''endişeli'' bir tutum sürdürüyordum. Fakat bir gün anlık gelen duygu patlaması ile ''okuyacağım'' dedim ve kendi kalemiyle ele aldığı konuları tek tek incelemeye başladım. Tabi bu keşif süreci beni tamamen farklı bir profile dönüştürdü. Dünyaya, insanlığa, ekonomiye, tarihe ve daha sayamayacağım başlıklara yönelik yorumlamalarım sanki bir fidan dikilmişçesine değişti. Sanki bu dünyaya ''doğru'' olanı bulmaya gelmiş ve hedefimi gerçekleştirmişim gibi bir his oluştu içimde. Şuan kelimelere dökmekte zorlandığım bu durumun ciddiyetini Hoppe'ye olan hayranlığımın bir ilahlaştırma serüveni olması şeklinde açıklayabilirim. Tabi bu gidişat beni Mises, Rothbard ve diğer Avusturya Okulu temsilcilerini tanımaya sürükledi. Bu şekilde başladı.


Tabi bu süreç benim orduya girme isteğimi ortadan kaldırdı. Bunla birlikte politik mücadeleye atmak istediğim adımı geri çekmemi de sağladı. Doğru olanı yapıp bir ''eğitimci'' rolü üstlenmek istedim. Fakat bunu nasıl sağlayacaktım ?


Bir ''eğitimci'' olacak kadar yıllar süren bir araştırma sürecim oldu mu ?

Ya da bir ''eğitimci'' olmamı sağlayan diplomam var mı ?

Bu tür sorular ile kendime çözüm yolu aradım. Bir gün kendime şu soruyu sordum; Mises Enstitüsü birçok ülkede var, neden bulunduğum coğrafya(Türkiye) içerisinde yok ?

İnsanların bu konularla alakalı birbirleriyle konuştuğu, fikirlerini ifade ettiği ve arkadaşlık kurduğu entelektüel bir oluşum olması ne kadar ''müthiş'' bir şey olurdu değil mi ?


Bende bu şekilde düşünerek ''yapacağım'' dedim ve birkaç tanıdığıma bu konu ile ilgili fikirlerimi belirttim. Fakat hiçbiri başarılı bir iş yapacağımıza inanmıyordu. Bende bunu ''kendim yaparım öyle ise'' diyerek yapmaya karar verdim. Bu süreçte maddi destek sağlayan aileme teşekkür ediyorum.


Ve yaptım! artık binlerce okuyucuya ulaşabiliyorum ve hergün birçok insandan teşekkür mesajı geliyor. Sayın Walter Block ile bir röportaj bile yaptım. Bu kadar kısa sürede böyle bir büyüme göstereceğini hayal bile edemezdim. Bu kuruluşun sadece sanalda değil, gerçek hayatta etki etmesini istiyorum. Bu yüzden Türkiye'de insanların tanışıp fikirlerini ifade edebileceği toplantılar düzenlemek ve entelektüel bir oluşuma katkı sağlayacak bütün bireyleri bir araya getirmek için sabırsızlanıyorum!


Yazar - Zorbey Uyanık



285 görüntüleme0 yorum