Liberteryenlerde Bireysel Özgürlük ve Mülkiyet


Özgürlük hakkı herhangi bir şekilde ifade özgürlüğünü, basın özgürlüğünü tehlikeye atacak yasalar olmamalıdır. Düşünceler, kitaplar, filmler gibi topluma hitap eden unsurlara devlet tarafından sansür getirilmemelidir. İfade özgürlüğü demek bir bireyin düşüncelerini, siyasi iktidar tarafından baskı altında tutulma, müdahale edilme veya cezalandırılmadan uzak olarak ifade etme hakkına sahip olması demektir. İfade özgürlüğü, insan için kişisel ve toplumsal yaşamın getirdiği bütün sorunlara vermek istediği cevapları, kendi kendine seçme ve hazırlama, doğru düşündüğünü başkalarına iletme olanağıdır.


Stephen L. Newman’ın düşüncesine göre,

Liberteryenizm, siyasal iktidara aşırı düşmanlığı ve zalim bir aldatmacadan başka bir şey olmayan kamu çıkarını göz önünde bulundurmayı geri çevirmesiyle ayırt edilir. Liberteryenler siyasal iktidarı baskı ya da baskı tehdidi olarak tanımlarlar. O zaman, siyasal iktidar uygulamak, vatandaşlara karşı devletin baskıcı potansiyelini kullanmak demektir. Bunun sonucu olarak, siyasal iktidarla özgürlük uyuşmaz.

Mülkiyet hakkında ise Liberteryenler, bireylerin mülkiyet haklarının kamulaştırılmasına, kutsal sayılan bir yönetici veya başka bir insanın eline verilmesine, soyguna, tecavüze, iftira, adam kayırmaya karşı olan ve bireyleri koruyan yasaları destekler. Liberteryenlere göre mülkiyet hakkı, bütün hakların tek aracıdır. Mülkiyet hakkı olmazsa başka hiçbir hak olanak değildir. İnsanoğlu kendi hayatını kendi çabalarıyla devam ettirebileceğinden, emeğinin ürününe sahip olma hakkı bulunmayan insan, hayatını devam ettirmek için hiçbir araca sahip değildir.


Liberteryenler, mülkiyet hakkını diğer haklar gibi, bir nesneye yönelik hak değil eyleme ve o nesneyi üretmenin veya kazanmanın sonuçlarına yönelik bir hak olarak düşünürler. Mülkiyet hakkı bireyin herhangi bir mal, mülk kazanacağının garantisi değil, sadece kazandıklarına sahip olacağının garantisidir. Liberteryenler, genellikle insanların temel hak ve özgürlüklerini koruyacak olan yasaları savunurlar ve bu yasaların basit bir şekilde dile getirilmesinden yanadırlar.


Liberteryenler, genellikle insanların temel hak ve özgürlüklerini koruyacak olan yasaları savunurlar ve bu yasaların basit bir şekilde dile getirilmesinden yanadırlar. Liberteryenler yasaları temelde üç grup içerisinde sınıflandırmaktadırlar. 1) Bireyleri kendilerine karşı koruyan yasalar; zina ve diğer cinsel davranışlar, alkol ve uyuşturucuya karşı yasalar gibi. 2) Cinayet, soygun ve diğer bireylerin saldırganlıklarına karşı bireyleri koruyan yasalar. 3) İnsanların başka insanlara yardım etmelerini buyuran ya da tavsiye eden yasalar. Bu tür yasalar, toplumsal dayanışmanın ve sosyal adaletin sağlanması için gerekli görülen, ekonomik durumu iyi olan insanlardan alınıp, toplum içerisinde daha fakir olan insanlara verilmek üzere bir takım yardımları teminat altına alan yasalardır. (Can)


Özetlemek gerekirse;


Liberteryenizm olarak adlandırılan siyasal felsefeye göre, her insan kendi hayatının sahibidir. Hiç kimse başka birisinin yaşamı üzerinde tasarruf hakkına sahip değildir. İnsanlar nasıl yaşayacaklarına kendi özgür iradeleri doğrultusunda karar verirler. Hiç kimsenin kimseye efendi olma ve yine kimsenin kimseyi köle edinme hakkı yoktur. Başkalarının hayatları sizin onlara son vermeniz ya da onlar üzerinden yararlanmanız için değildir. Devlet insan açısından bilinen tehlikeli bir kurumdur. Devletin biricik görevi insan haklarını teminat altına alarak insanları başkalarının saldırılarından korumaktır. İnsanların devlet tarafından korunması gereken temel hakları, hayat hakkı, özgürlük hakkı ve mülkiyet hakkıdır. Liberteryen teoriyi karakterize eden temel, ontolojik ve metodolojik açıdan bireyci olmasıdır.


Yazar - Zeki Ünlü

Image Source - PropertyGuru


93 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör