John Stuart Mill, "Fikirlerin Pazar Yeri" ve Azınlık Görüşü

06/22/2021 - Michael Rectenwald


Görüşlerin, özellikle de popüler olmayan görüşlerin yayınlanmasını gerekçelendirirken, muhataplar destek için sık sık John Stuart Mill'in Özgürlük Üzerine'sine işaret ettiler. Mill'in klasik liberal kitabı, şimdiye kadar yazılmış bireysellik, özgür düşünce ve özgür konuşmanın en büyük savunmalarından biri olarak kabul edilir. Serbest piyasa ekonomisti ve faydacı James Mill tarafından yetiştirilen ve özellikle evlilik kurumu ve onu destekleyen Hıristiyan ahlakı ile ilgili olarak kendine ait "eksantrik" görüşlere sahip olan Mill, serbest piyasa ekonomisinin ilkelerini fikirlerin ve ifadelerin dünyasına tercüme etmek için iyi bir konumdaydı.


Mill’in Özgürlük Üzerine’si, bu nedenle, kamusal alandaki düşünce ve ifade rekabetini piyasadaki meta rekabetiyle karşılaştıran bir metafor olan "fikirlerin pazarı" ifadesi ile ilişkilendirilir. Mises'in “Özgürlük ve Mülkiyet”te belirttiği gibi, demokratik süreçlere ve aynı zamanda bugün yaygın olan özgürlük kavramına yol açan piyasa ekonomisiydi. Bu nedenle, Mill'in Özgürlük Üzerine'sinin piyasa ilkelerinin fikir ve ifade alanına genişletilmesini savunmasını beklerdik.


Fikir pazarı kavramıyla itibar sahibi olmasına rağmen, Mill bu ifadeyi kendisi bulmadı. Muhtemelen ABD Yüksek Mahkemesi yargıcı Oliver Wendell Holmes Jr. tarafından 1919'daki Abrams ile Amerika hükümeti arasındaki davada tanıtıldı. Dahası, Özgürlük Üzerine'nin, fikirlerin ve ifadenin özgür ve açık bir rekabet agorasında yarıştığı, engellenmemiş bir fikir pazarını savunduğuna dair çok az kanıt var. Aslında, aksini gösteren kanıtlar var - Mill'in bir tür "alışılmadık görüşler için olumlu ayrımcılık" gibi "azınlık" görüşlerine bahşedilen yapay bir tercihte bulunması gibi. Mill, ifade özgürlüğünü insanın ilerlemesi ve gerçeğin keşfi için gerekli bir koşul olarak görse de, bu yeterli bir koşul değildi. Azınlık görüşü söz konusu olduğunda Mill, tek başına hoşgörüden daha fazlası üzerinde ısrar etti:


Az önce sıralanan büyük açık sorulardan herhangi birinde, iki görüşten birinin diğerinden daha iyi bir iddiası varsa, yalnızca hoşgörülme değil, teşvik edilmeli ve desteklenmelidir. Şu an için ihmal edilen çıkarları temsil eden görüş, insan refahının payından daha azını elde etme tehlikesiyle karşı karşıya olan taraftır.​

Mill, “teşvik edilmeli ve desteklenmelidir” derken yalnızca azınlık görüşlerine hoşgörü gösterilmesi gerektiğini kastetseydi, azınlık görüşlerinin “yalnızca hoş görülmemesi gerektiğini” yazmazdı. "Teşvik edilmeli ve desteklenmelidir" derken, "tasvip etmeyi, razı olmak, rıza göstermeyi" kastetti. Mill'in gördüğü gibi, başarısı tüketicilerin iyiliğine bağlı olan malların aksine, bazı fikirler, özellikle azınlık görüşleri, serbest ve adil rekabetten önce bile özel muameleye ihtiyaç duyar. Azınlık görüşü, açık ve adil bir rekabet ortamında bir mal gibi piyasada test edilmemelidir, çünkü özel yaptırımlar olmaksızın “payından daha azını alma tehlikesi” olacaktır.


Bu nedenle, fikir ve ifadede serbest piyasa ifadesiyle kastediyorsak, fikir pazarı metaforu Mill'in konumunu tam olarak yansıtmaz. Emtialar piyasada iyi durumda çünkü çok sayıda kişiye veya daha fazla satın alma gücüne sahip olanlara hitap ediyorlar. Ve tekelleşme dışında, rekabetten avans olarak onlara onay verilmez. Mill'e göre, azınlık görüşü, serbest piyasanın mallara sağlamadığı özel korumalar gerektirir. Piyasa metaforunu Mill'in pozisyonuna genişletirsek, azınlık görüşleri sübvansiyon (yani torpil) gerektirir.


Siyaset filozofu Jill Gordon'a göre, Mill'in fikir piyasası kavramıyla karşılaşacağı sorun, piyasa mekanizmasının gerçeğin garantörü olmaması ve Mill'in endişesinin yalnızca fikirlerin çeşitliliği için değil, aynı zamanda gerçeğin keşfi ile ilgili olmasıydı. Piyasa neyin doğru olduğunu değil, neyin popüler olduğunu seçecektir.


Üniversitelerin ve diğer bilgi üretim kurumlarının “çıplak” piyasa güçlerinden korunması gerektiği iddiasının nedeni genellikle bu düşünce tarzıdır. "Kitlelerin" veya "güçlülerin" hakikate özel bir ilgileri yoktur ya da onu gördüklerinde tanıma yetenekleri yoktur. Dolayısıyla piyasaların gerçeği desteklemesi beklenemez. Bu soruyu burada yargılamaya çalışmayacağım. -Özellikle kitleler söz konusu olduğunda- piyasaya atılan iftiranın, aksi takdirde bilginler tarafından reddedilen bir elitizme bağlı olduğunu söylemek yeterlidir.


Ama Mill'in azınlık görüşüne özel destek vermek için aklında ne gibi araçlar olabilirdi? Özellikle bir şey belirtmedi. Ancak Gordon'a göre, devleti dışlamamak gerekir:


Devletin azınlık görüşlerini destekleme ve teşvik etme rolüne ilişkin olarak, Mill'in metni, hükümetin azınlık görüşlerini desteklemek ve teşvik etmek yoluyla vatandaşlarının gelişiminde oynayabileceği herhangi bir rolün vatandaşların özgürlüklerini karşılamayacağını ileri sürmektedir. Bu gerilim, hükümetin azınlık görüşlerinin nasıl teşvik edileceği ve destekleneceği sorunlarına çözümlerini imkansız olmasa da özellikle zorlaştırıyor. Hükümetin azınlık görüşünü teşvik etmede oynayabileceği rol türlerine birkaç örnek, alternatif kitle iletişim araçları için devlet finansmanı, kamu radyosu ve kamu televizyonu için devlet sübvansiyonları ve küçük tirajlı siyasi dergiler için devlet finansmanıdır.

Mill bir "devletçi" olmasa da, Gordon'un ileri sürdüğü gibi, yirminci yüzyılda ciddi olarak başlayan türden bir liberalizme doğru eğilim gösteriyordu.


Gördüğüm kadarıyla en önemli soru, Mill'in azınlık görüşlerini özel olarak teşvik etmesinin, söylem topluluklarını, "birçok siyasi baskıdan daha ürkütücü" olduğunu iddia ettiği "toplumsal tiranlıktan" koruyup koruyamayacağıdır. Mill'in gördüğü gibi, yalnızca çoğunluğun görüşü zalim olabilir.


Peki ya devlet finansmanı yoluyla azınlık görüşünün çoğunluğa empoze edilmesine ne demeli? Bu, Mill'in nefret ettiğinden çok daha zalimce değil mi? Ve bugün, Drag Queen Hikaye Saati gibi olaylarda, eleştirel ırk teorisinin öğretilmesinde ve diğer "teşvik edilmiş ve tasvip edilmiş" azınlık görüşlerinde olan tam da bu değil mi?


Sübvanse edilmiş azınlık görüşü, piyasadaki çoğunluk görüşünden çok daha fazla sosyal tiranlık anlamına gelir. Ve azınlığın tiranlığı da demokratik değildir. Bu arada, fikir pazarı, azınlık fikirlerinin satılabileceği ve gerçeklerinin keşfedilebileceği niş pazarlara izin verir - onları istemeyen bir çoğunluğa zorlanmadan.


Yazar - Michael Rectenwald

Çevirmen - Utku Aslanoglu

Bu yazı mises.org sitesinin ''John Stuart Mill, "the Marketplace of Ideas," and Minority Opinion'' adlı yazının çevirisidir.


92 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör