top of page

İnsanlığın Kısa Tarihi: İlerleme ve Gerileme

Önsöz




Hans-Hermann Hoppe çağımızın en dikkate şayan liberteryen akademisyenlerinden biridir. Ünlü Alman filozof ve sosyal teorisyen Jürgen Habermas’ın en parlak öğrencisi olarak akademik hayatına başlamıştır. Habermas bugün olduğu gibi o zamanlarda da iflah olmaz ve katı bir Marksistti. Şu an kendisi kötülüğüyle ün salmış Frankfurt Okulu’nun en önde gelen figürüdür.


Habermas Hans’tan çok etkilenmişti ve bu seçkin Marksistin himayesi altındaki Hans’ın memleketi Almanya’da olağanüstü bir akademik kariyer beklentisi içinde olması için her türlü neden hazırdı. Ancak kısa süre sonra, özgürlüğe gönül veren herkes için mutlu sonuçlar doğuran bir sorun ortaya çıktı. Hans çok geçmeden, kendisinin de dâhil olup içinde büyüdüğü solculuğun ve sosyalizmin entelektüel açıdan kısır ve ahlâkî açıdan iflas etmiş olduğunu fark etti. Ludwig von Mises ve Murray N. Rothbard’ın büyük eserlerini kendi başına keşfetti.


Avusturya İktisat Ekolü ve Murray’nin anarşizmi Habermas’ın hiç de planladığı türden şeyler değildi. Hans, entelektüel başarıları onu kolayca bir kürsü sahibi yapmaya yetse de, büyük bir Alman üniversitesinde kürsü sahibi olma şansını liberteryen olmaya karar vererek fiilen sona erdirdi. Murray gibi Hans da entelektüel dürüstlüğü tam olan bir akademisyendi. Kendi kariyeri için ne pahasına olursa olsun, gerçeğin ne olduğunu anladığında bundan vazgeçmeyecekti.


Hans, o sırada New York’ta ders vermekte olan Murray ile çalışmak için Amerika Birleşik Devletleri’ne gelmeye karar verdi. Onunla tanıştığımda, Hans’ın Rothbardyen ilkelere sıkı sıkıya bağlılığı ve olağanüstü entelektüel kapasitesi beni çok etkiledi. Murray, elbette Hans’ın potansiyelini hemen fark etmişti; Las Vegas’taki Nevada Üniversitesi’nde iktisat alanında bir kürsüye atandığında, Hans’ın da iktisat bölümünde bir pozisyon alması için çabaladı. İkisi birlikte Nevada Las Vegas Üniversitesi’ni Avusturya İktisat Ekolü çalışmaları için önemli bir merkez hâline getirdiler ve bunu bölümdeki bazı meslektaşlarının muhalefetine rağmen başardılar.


Murray özellikle Hans’ın ana argümanlarından biriyle ilgileniyordu. Hans’ın hocası Habermas, rasyonel tartışmalara girme koşullarına dayalı bir etik yaklaşımına öncülük etmişti. Habermas’ın pek de onaylamayacağı bir şekilde Hans, Habermas’ın etik anlayışını tersine çevirdi. Hans’ın açıkladığı şekliyle argümantasyon etiği, sosyalizme destek vermek yerine, öz sahiplik ve özel mülkiyete güçlü bir destek sağlamıştır. Murray, Hans’ın argümanını içtenlikle onayladı ve şöyle övdü:


Hans Hoppe ... kendi kendini kanıtlayan apaçık aksiyomlardan anarko-Lockeçu bir haklar etiği çıkarmıştır. Sadece bununla da kalmayıp, tıpkı eylem aksiyomunun kendisi gibi, kendi kendisiyle çelişkiye düşmeden ve kendi kendini çürütmeden anarko-Lockeçu haklar etiğini inkâr etmenin ya da ona karşı çıkmanın imkânsız olduğunu göstermiştir. (Liberty, Kasım 1988)

Hans, Habermas’ı ters yüz etmişti; ancak bununla da yetinmeyerek, geleneksel görüşü de yeniden altüst etmişti. Murray gibi Hans da bir anarko-kapitalisttir. En iyi hükümet hiç hükümet olmamasıdır. Yine de şu soru ortaya çıkıyor: Devletler dünyasında en az kötü olan hükümet türü hangisidir? Neredeyse herkes “demokrasi” diyor. Ne yazık ki pek çok liberteryen de bu görüşe katılıyor.


Hans klasikleşmiş eseri Democracy: The God That Failed’de demokrasinin savurgan harcamalara ve pervasız politikalara yol açtığını gözler önüne sermiştir. İktidardakiler sadece sınırlı bir süre için görevde kalacaklarını bilirler. Tutumları “alabileceğin her şeyi bir an önce al” şeklinde olacaktır. Buna karşılık, bir kral daha az sömürücü olma eğiliminde olacaktır. Tebaasının canını ve malını korumaya çalışacaktır çünkü geçici bir hükümdar değildir ve varislerine müreffeh ve yaşanabilir bir krallık devretmek ister. Hans elbette monarşinin “iyi bir şey” olduğunu söylememiştir, sadece demokrasiden daha iyi olma eğiliminde olduğunu söylemiştir. Hans’ı derinden etkilemiş olan muhteşem Katolik klasik liberal Erik von Kuehnelt-Leddihn bu tespitin çok isabetli ve dâhiyane olduğunu dile getirmiştir.


A Short History of Man (İnsanlığın Kısa Tarihi) adlı bu kitapta yer alan makalelerden biri olan “From Aristocracy to Monarchy to Democracy” (Aristokrasiden Monarşiye ve Demokrasiye) Hans’ın görüşünü özetlemektedir. Bu çarpıcı eseri okuyanlar, monarşi demokrasiden daha iyiyse, aristokrasinin daha da iyi olduğunu keşfedeceklerdir. Eğer Hans’ı daha önce okumadıysanız, sizi bir sürpriz beklemektedir. Sadece birkaç sayfa içinde, hükümet hakkında şimdiye kadar okuduğunuz her şeyi sorgulamanıza neden olacaktır.


A Short History of Man (İnsanlığın Kısa Tarihi) boyunca Hans, Avusturya İktisat Ekolü’nden öğrendiklerimizin tarihi anlamamıza nasıl yardımcı olabileceğini gösteriyor. Bunu yaparken Hans, büyük akıl hocası Murray Rothbard’ın açtığı yolu takip ediyor. Murray gibi Hans da neredeyse evrenin tamamını kapsayan ilgi alanlarına sahip bir akademisyendir. Antropoloji ve sosyolojinin yanı sıra küresel tarih, iktisat ve felsefeye de tamamen hâkimdir.


Hans, engin bilgi birikiminden ve Avusturyacı kavrayışından yararlanarak iki soruyu ele alıyor. Aile ve özel mülkiyet nasıl ortaya çıktı? Sanayi Devrimi nasıl başladı? Okuyucular, güvence altına alınmış mülkiyet haklarının ve serbest piyasanın gelişiminin insanlığın ilerlemesi için nasıl gerekli olduğunu göreceklerdir. O hâlde çağımızın sorusu şudur: Bu gelişmeler insanlığın büyük yararına olacak şekilde devam edecek mi, yoksa devlet bunları engelleyebilecek mi?


Tarihi aydınlatmak için iktisat ve felsefeyi kullanan A Short History of Man (İnsanlığın Kısa Tarihi), Franz Oppenheimer’dan The State, Albert Jay Nock’tan Our Enemy the State ve Frank Chodorov’dan The Rise and Fall of Society gibi özgürlükçü klasikleri akla getiriyor. Okuyacağınız bu eser, çok önemli bir sosyal düşünürün ve fevkalâde müstesna bir liberteryenin düşüncelerine ideal bir giriş niteliğindedir.


 

Lew Rockwell, Auburn, Alabama’daki Mises Enstitüsü’nün kurucu başkanı, LewRockwell.com’un editörü, Against the Left, Against the State, Fascism versus Capitalism, Speaking of Liberty ve The Left, the Right, and the State kitaplarının ve daha nicelerinin yazarıdır. E-postası üzerinden irtibat kurabilirsiniz.

Çevirmenler: Arda Uludağ & Fırat Kaan Aşkın

Bu yazı Hans-Hermann Hoppe’nın 5 Mart 2015’te yayınlanan A Short History of Man: Progress and Decline adlı eserinin Mises.org sitesinde paylaşılan önsöz yazısından tercüme edilmiştir.
72 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


Yazı: Blog2 Post
bottom of page