Hoppe’den Sözleşmeli Topluluklar Ve Alternatif Yaşam Tarzlarının Savunucuları Hakkında

27/05/2010 - Stephan Kinsella

Guido Hülsmann ve benim, Property, Freedom, and Society: Essays in Honor of Hans-Hermann Hoppe (Mises Institute, 2009)’in girişinde gözlemlediğimiz gibi, Profesör Hans-Hermann Hoppe şüphesiz zamanımızın en önemli liberteryen alimlerinden biridir: “Sosyolojiye, ekonomiye, felsefeye ve tarihe öncü katkılarda bulundu. Günümüz Avusturya Ekonomi Okulu'nun dekanı ve liberteryen bir filozof olarak ünlüdür. O ve yazıları, dünyanın dört bir yanındaki alimlere onun ayak izlerini takip etmeleri ve bireysel özgürlük ve özgür bir toplum için bilimsel bir temel sağlamaları için ilham verdi.” Hoppe, özgürlüğün hizmetindeki yorulmak bilmeyen çalışması ve olağanüstü bilimsel çıktıları nedeniyle dünya çapındaki liberteryenler tarafından sevilir ve takdir edilir; yayınları 21'den fazla dile çevrilmiştir; ve 2006'da kurulan uluslararası Mülkiyet ve Özgürlük Derneği, her yıllık toplantıda giderek daha etkileyici bir izleyici kitlesi çekiyor (bir sonraki benim konuşmacı olarak yer alacağım toplantı yaklaşık bir hafta içinde başlıyor). Yine de, akıl hocası ve arkadaşı, gelmiş geçmiş en büyük liberteryen düşünür Murray Rothbard'ın 1990 tarihli Hoppephobia makalesinde belirttiği gibi:

“Kişisel olarak cana yakın bir adam olmasına rağmen, Hoppe'nin yazılı eseri, bazı okuyucuların tansiyonunu yükseltmek gibi olağanüstü bir kapasiteye sahip görünüyor. Bunu sağlayan şey eleştirmenlere yönelik kendi kaba saldırıları değil. Belki de cevap, Hoppe'nin önermelerinin doğruluğunu gösteren ve farklılaşanların, çoğu zaman kendi kendisiyle çelişme ve kendini reddetme tuzağına düştüğünü gösteren mantıklı ve tümdengelimli düşünme ve yazma tarzıdır.”

Burada Rothbard, Hoppe'nin liberteryen hakları savunan “argümantasyon etiği”nden bahsediyordu, bu da birçok liberteryen akademisyeni çılgına çevirdi.


2004'te bir para ve bankacılık dersi sırasında başka bir tartışma patlak verdi. Profesör Hoppe, çocuk sahibi olan kişilerin daha uzun zaman ufku geliştirme eğiliminde olduklarını (çocukları için önceden plan yapmaları gerektiğini) belirterek “zaman tercihi” kavramını örneklemiştir; ve karşılaştırıldığında, eşcinseller, çok yaşlılar vb. gibi çocuk sahibi olmama eğiliminde olan belirli demografik grupların, çocuk sahibi olanlar kadar uzun bir ekonomik zaman ufku geliştirmemeleri beklenebilir. Başka bir deyişle, eşcinsellerin çocukları olmadığı için, diğer tüm unsurlar sabit olduğu sürece, zaman tercihleri daha yüksek olacaktır. Mesele bunun ampirik olarak doğruluğu değil; sadece zaman tercihi kavramının bir tasviri olmasıydı. Yine de bir öğrenci bundan alındı ve olay Üniversitenin yaptırımıyla ve Hoppe’nin düşünce polisiyle olan savaşıyla sonuçlandı (Hoppe bu savaşı kazandı) (Hoppe'nin Düşünce Polisiyle Olan Savaşım'ı okumak için tıklayınız, (12 Nisan, 2005); Stephan Kinsella & Jeff Tucker, The Ordeal of Hoppe, (April 2005); Jeff Tucker, Idiot Patrol, (Mar. 2, 2005); ve Hans-Hermann Hoppe Zafer Blog'u 1800'den fazla destekçi tarafından imzalandı.).


Bu tartışmayla ilgili olarak Hoppe'nin 2001 tarihli Democracy: The God That Failed adlı kitabında özgür bir toplumda özel “sözleşme” toplulukları tarafından belirli insanlara karşı ayrımcılık hakkında bazı yorumlar vardı. Yıllar boyunca Hoppe'yi eleştirenler - ne yazık ki çoğu liberteryenler - bu paragraflara dayanarak Hoppe'yi acımasızca homofobi, bağnazlık ve benzerleriyle suçladılar. Özellikle, s. 218, Hoppe şöyle yazıyor:

''Liberteryen bir sosyal düzende demokratlar ve komünistler hoşgörülemez. Toplumdan fiziken uzaklaştırılmaları gerekir. Aynı şekilde, aile ve akrabalığın korunması amacıyla kurulmuş bir toplulukta, alışkanlık olarak bu amaca aykırı yaşam tarzlarını savunanlar da hoşgörülemez. Bireysel hazcılık, asalaklık, doğa fetişistliği, eşcinsellik veya komünizm gibi aile merkezli olmayan alternatif yaşam tarzı savunucularının da topluluktan fiziken uzaklaştırılmaları gerekir ki, liberteryen düzen var olabilsin.''

Makalesi, Düşünce Polisiyle Olan Savaşım'da şunları detaylandırdı:

''Kitabım Democracy, The God That Failed'de özel mülkiyet hakkında belirttiğim şekilde sadece ayrımcılık hakkını savunmadım, aynı zamanda özgür bir toplumu sürdürmede önemini anlatmak için bunun gerekliliğini de vurguladım. Özellikle kitabımda açıkça belirtilen durumlarda, komünistler, demokratlar ve eşcinseller dahil aile merkezli olmayan yaşam tarzlarının müzmin savunucularına karşı ayrımcılığa dair bunun önemini anlatan birkaç cümle daha var.''

Örneğin, 218.sayfada ,”mal sahipleri ve topluluk üyeleri arasında özel mülkiyetlerini koruma amacıyla sözleşilmiş bir yerde, …kimsenin sözleşmenin amacına aykırı fikirleri savunmasına müsaade edilemez ...demokrasi ve komünizm gibi." “Benzer şekilde, aile ve akrabalığı korumak için kurulmuş bir yerde de, bu amaçla uyuşmayan yaşam tarzlarını savunanlara da müsamaha gösterilemez. …mütecavizin fiziken topluluktan uzaklaştırılması gerekir."


Kendi içindeki bağlamda bu ifadeler, Katolik Kilisesi’nin temel kaidelerini ihlal edenlerin afaroz edilmesinden yada bir nüdist kolonisinden mayo giymekte ısrar eden birinin kovulmasından daha ofansif değildir. Ancak, ifadeleri bağlamından koparır ve sözleşmenin amacı gibi şartları ortadan kaldırırsanız… işte o zaman hak ihlalini savunur gibi görünür.


Bu açıklamaya rağmen, onu eleştirenler sözlerini çarpıtmaya ve haksız suçlamalarda bulunmaya devam ediyor. Açık konuşmak gerekirse, ben homofobik değilim (The Libertarian Case for Gay Marriage makalemi okuyun), Hoppe de değil. Onu iyi tanırım ve yobazlarla birlikte anmam. Hoppe tanıdığım en iyi insanlardan biri ve modern, açık görüşlü ve hoşgörülü bir insan. Diğerlerinin tasvir ettiği gibi yobaz muhafazakar bir canavar değil. Bu bölümlerle ilgili yorumumu Hoppe'ye gönderdim ve kendisi tamamen aynı fikirde olduğunu ve bunu yayınlamakta özgür olduğumu belirtti:


Hans, zaman zaman sözleşme topluluklarının "bireysel hedonizm, asalaklık, doğa-çevre tapınması, eşcinsellik veya komünizm" gibi "alternatif, aile dışı ve akraba merkezli yaşam tarzlarının" savunucularına karşı hoşgörüsüz olacağı yönündeki yorumlarınıza dayanarak hala haksız yere eleştiriliyorsunuz. Her zaman açık bir şekilde kastettiğiniz şeyin, özel, sözleşmeye dayalı bir düzende, yalnızca özgürlükçü değil, aynı zamanda gelenekçi ve aile temelli sosyal birime dayalı, temeldeki normlara açıkça düşman olan insanların bu topluluktan dışlanma, hatta belki de kovulma eğilimi olurdu (şiddetle değil, mülkiyet haklarıyla tutarlı olarak) diye düşündüm. Nezaketsiz eleştirmenlerinizden bazıları, eşcinsellerin kendilerinin sadece eşcinsel oldukları için sınır dışı edileceğini kastettiğinizi söylüyor. Tek başına eşcinseller değil, toplumun temel kültürel normlarına açıkça düşman olan, uyumsuz yaşam tarzlarını/fikirlerini açıkça ve alışkanlıkla savunan ve toplumun temel normatif amacına karşı olan insanları kastettiğinizi düşündüm - bilim kurgudan nefret eden bir adamın, bir Star Trek kongresinde olmasının yersiz olması gibi. Böylece, sokağın aşağısında kendi işlerine bakan gey çiftler değil, sadece toplumun temel heteroseksüel veya özel mülkiyet temeline açıkça düşman olanlar sınır dışı edilecekti. Bunu bir rahip örneğinde olduğu gibi düşünüyorum: öncelikle aile temelli, üretken bir kültürde yaşıyor. Yine de kendisi bekar ve üremez. Ancak, kimsenin ürememesini, herkesin onun gibi bekar olmasını savunmuyor. Öyle olsaydı, aslında insan düşmanı ve insanlığın kendisine zarar veren bir şeyi savunuyor olurdu. Daha ziyade kendisi özel bir örnektir ve ağırlıklı olarak aile temelli bir heteroseksüel toplumda yaşar; ve heteroseksüel evliliği ve üremeyi kınamaz; onu destekler. Aynı şekilde, bazen eşcinsellerin tıpkı bir rahip gibi toplumda azınlık olduklarını ve baskın heteroseksüel aile biriminin iyi olduğunu kabul ederlerken iyi anlaşabileceklerini, ancak onların sadece farklı olduklarını dediğinizi düşünüyorum. Yorumlarınız, sözleşme topluluğunun onların kendilerini gizlemeleri gerektireceği anlamına bile gelmiyor, sadece bu topluluğun üyelerinin amacı için gerekli olduğuna inandıkları geleneksel ahlak ve uygulamalara açıkça düşmanlık etmemelerini ima ediyorsunuz. (Sanırım, bazı sözleşme temelli grupların daha radikal köktenci olabileceğini ve eşcinsellere hiç hoşgörü gösteremeyebileceğini de tasavvur ediyorsunuz, ancak sözleşmeye dayalı liberteryen bir toplumla tek başına eşitlediğiniz şey bu değil.) Bu yorumu desteklemek için, s. 212 geylerin özelde yaptıklarının kendilerinin işi olduğunu açıkça belirtiyorsunuz ve şunu yazıyorsunuz: “Herhangi bir yanlış anlamayı önlemek için, tamamen özgürlükçü bir dünyada ayrımcılıkta öngörülen artışın, ayrımcılığın biçimi ve kapsamının her yerde aynı veya benzer olacağı anlamına gelmediğini belirtmek faydalı olabilir. Aksine, liberteryen bir dünya, belirgin şekilde farklı ve geniş kapsamlı ayrımcılığa maruz kalan çok çeşitli yerel olarak ayrılmış topluluklardan oluşan bir dünya olabilir ve muhtemelen olacaktır.” (“örneğin, nüdistlerin mayolara karşı ayrımcılık yapması", Tucker'ın Idiot Patrol'da belirttiği gibi). Ardından, tercihen Rothbard'ın 1991 Rothbard-Rockwell Report makalesinden alıntı yaparsınız, “The ‘New Fusionism’: A Movement For Our Time”:

''Sokaklar da dahil olmak üzere tamamen özel mülkiyetin olduğu bir ülkede veya dünyada, mülk sahiplerinden oluşan özel sözleşmeli mahallelerde, bu mülk sahipleri istedikleri her türlü mahalle sözleşmesini yapabilirler. Pratikte, ancak o zaman Ülke “güzel bir mozaik” olacaktır … Greenwich Köyü türünden sözleşmeli mahallelerden tut, sosyal olarak muhafazakar WASP mahallelerine kadar. Tüm eylemlerin ve sözleşmelerin bir kez daha tamamen yasal ve uygulanabilir olacağını ve bunlara müdahale eden herhangi bir hükümet kısıtlaması olmayacağını unutmayın. Mülk sahibi bir mahalle kimsenin uyuşturucu kullanmayacağına dair bir sözleşme yaparsa ve Jones sözleşmeyi ihlal edip bunları kullanırsa, diğer topluluk müteahhitleri sözleşmeyi uygulayabilir ve onu kovabilir. Hiçbir ön sözleşmenin akla gelebilecek tüm koşullara izin veremeyeceğine göre, Smith'in kişisel olarak çok fazla rahatsız edici bir tip olduğunu ve komşu mahalle sahiplerinin onun atılmasını istediğini varsayalım. Daha sonra muhtemelen bazı “rahatsız edici" maddelere uygun olarak sözleşmeyle önceden belirlenmiş şartlara dayalı bir şekilde ona para vererek kovmak zorunda kalacaklardı .''

Başka bir yerde (Nations By Consent: Decomizing the Nation-State'de, ki bu sizin Democracy'nin başka bir yerinde alıntı yaptığınız yerde), Rothbard benzer şekilde şöyle yazıyor:

Özel firmalara, şirketlere veya sözleşmeli topluluklara ait her bölge ve mahallede, her topluluğun tercihlerine göre gerçek çeşitlilik hüküm sürecektir. Bazı mahalleler etnik veya ekonomik olarak çeşitlilik gösterirken, diğerleri etnik veya ekonomik olarak homojen olacaktır. Bazı yerler pornografiye veya fuhuşa, uyuşturucuya veya kürtaja izin verirken, diğerleri bunların herhangi birini veya hepsini yasaklayabilir. Yasaklar devletin dayattığı bir şey olmayacaktır, sadece bir kişinin veya topluluğun arazi alanının ikamet etmesi veya kullanılması için gereklilikler olacaktır.

Başka bir deyişle, sizi homofobik olmakla veya liberteryen toplulukların eşcinsellere karşı ayrımcılık yapacağını veya yapması gerektiğini belirtmekle veya paragraflarınızda kastettiğiniz şeyin bu olduğunu iddia etmekle suçlayan eleştirmenleriniz kesinlikle yanlış. Böyle bir gelenekçi ahitin normlarıyla bağdaşmayan veya açıkça düşman olan veya "amacına aykırı" fikirlerin "savunucularına karşı hoşgörüsüz olma" eğiliminde olan özel, sözleşmeye dayalı topluluklardan (özellikle daha geleneksel, kültürel olarak muhafazakar heteroseksüel aile temelli normlara dayananlar) bahsediyordunuz. Liberteryen toplumların, hatta liberteryen sözleşme topluluklarının bile bu tür ayrımcılık yapacağını söylemiyorsunuz. Bu tür sözleşmeli toplulukların çeşitliliği olacaktır ve bazıları daha gelenekçi ve o topluluğun normlarına ve amacına aykırı uygulama ve fikirleri savunan insanlara karşı daha hoşgörüsüz olacaktır.


Dediğim gibi, sizi her zaman bu şekilde okudum ve sizin sözlerinizi okuduğumda bunun açık olduğunu düşünüyorum, ancak eleştirmenlerinizden bazıları tam tersinde ısrar ediyor, bu yüzden başka bir açıklama denemenin yararlı olabileceğini düşündüm.


Yazar - Stephan Kinsella

Stephan Kinsella Houston'da avukat, Center for the Study of Innovative Freedom direktörü ve Libertarian Papers editörüdür.


Çevirmen - Utku Aslanoglu


Bu yazı lewrockwell.com sitesinin ''Hoppe on Covenant Communities and Advocates of Alternative Lifestyles'' adlı yazının çevirisidir.

170 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör