Hoşgörü Kötülüğe İyi Demeyi Gerektirmez I Zachary Yost

18/07/2022 - Zachary Yost

Georgia Guidestones 6 Temmuz sabahı erken saatlerde meydana gelen bir patlamayla hasar gördü. Hasar nedeniyle anıtın geri kalanı güvenlik gerekçesiyle yıkıldı. Bu yazı kaleme alınırken, patlamanın kasıtlı bir sabotaj sonucu meydana geldiği düşünülüyor.


Marginal Revolution’da yazan Alex Tabarrok, Georgia’daki anıtın kasıtlı olarak tahrip edilmesini,

Taliban’ın 2001 yılında Afganistan’daki Bamiyan Buda’larını tahrip etmesine benzetiyor. Dağın

yamacına oyulmuş devasa budalar bin yıldan daha eskiydi ve bir zamanlar güney-orta Asya’da gelişen Budist kültürünü ve Büyük İskender’in fetihlerinin bir sonucu olarak ortaya çıkan Budist ve Yunan kültürünün büyüleyici kaynaşmasını hatırlatıyordu. Bu heykellerin ve temsil ettikleri güzelliklerin ve paylaşılan ebedi hakikatlerin yok edilmesi tüm insanlık için bir kayıptır.


Ancak aynı şey Georgia Guidestones’un kaybı için söylenemez ve Tabarrok’un yaptığı gibi ikisini karşılaştırmak bir hata ve aslında bir hakarettir. Bunun basit bir nedeni vardır: Bamiyan Buda’ları objektif olarak iyi iken, Georgia Guidestones objektif olarak kötüdür.


Açık olmak gerekirse, anıtların verdiği mesaja katılmadığınız için onları bombalayarak teröre başlamak kuşkusuz yanlıştır. Ancak bir şeylerin bombalanmasına karşı olmak, bombalanan her şeyi benimsemek ya da iyi olarak kabul etmek anlamına gelmez.


Bu durum özellikle 1980 yılında anonim bağışçılar tarafından dikilen kılavuz taşlar için geçerlidir. Taşlarda insanlık için on ilke birden fazla dilde sıralanmıştır. Birinci ilke, insan nüfusunun beş yüz milyonun altında tutulmasını gerektirmektedir ki bu yaklaşık 1600 yılından bu yana ulaşılamayan bir düzeydir ve mevcut nüfusun yedi milyardan fazla azaltılmasını gerektirmektedir.


Diğer ilkeler arasında “uygunluk ve çeşitliliği” geliştirmek için “üremenin akıllıca yönlendirilmesi”, yeni bir küresel dilin benimsenmesi, bir dünya mahkemesinin kurulması ve insanlara “Dünya üzerinde kanser olmamaları” çağrısı yer alıyordu.


Bu tür “ilkeler” sıradan bir insan için tüyler ürpertici olsa da, yirminci yüzyıl boyunca, öjenik kirli bir kelime haline geldikten sonra rozetlerini öjeniyi teşvik etmekten “nüfus kontrolünü” teşvik etmeye çeviren bazı elitlere büyük ölçüde hitap etmiştir.


Siyasi amaçlı bir bombalama olayından endişe duymak mantıklı olsa da, Tabarrok’un gerçek bir öjenik üreme programını savunan insan karşıtı bir anıtın yıkılmasından neden “üzüntü ve rahatsızlık” duyduğu açık değildir, özellikle de çalışmalarından da anlaşılacağı üzere bu değerleri paylaşmadığı açıkken.


Pek çok liberteryen ve liberal arasında, bazı şeylerin yasal olarak hoş görülmesini savunmak ile söz konusu şeylerin mutlaka doğru ve iyi olduğunu savunmak arasında sık sık kafa karışıklığı yaşandığı görülmektedir.


Misesçi liberal perspektiften bakıldığında, anıtın bombalanması yanlıştı çünkü terörist bombalamalar tüm medeni yaşamın dayandığı sosyal düzenin altını oymaktadır. Farklılıkları siyasi süreç yoluyla çözdüğümüz liberal bir düzenin alternatifi, güçlülerin kendilerine karşı çıkan herkesi ezmeyi ve yok etmeyi başardıkları için hükmettikleri Hobbesçu bir dünyadır. Deyim yerindeyse, çene çalmak savaşmaktan daha iyidir.


Liberallerin ve liberteryenlerin terör kampanyalarına karşı çıkmaları ve barışçıl bir toplumsal

birlikteliği desteklemeleri, hoş görülen şeyleri onayladığımız anlamına gelmediği gibi, kötüye iyi, iyiye kötü dememizi de gerektirmez.


Avusturya Ekonomisi Araştırma Konferansı’nda yaptığı son konuşmasında Jason Jewell (Ludwig von Mises ve Murray N. Rothbard’ın aksine), Israel Kirzner ve Ludwig Lachmann gibi radikal bir

sübjektivizmi benimseyen bazı Avusturyanlar da dahil olmak üzere liberteryenler için sıklıkla bir engel teşkil ettiği kanıtlanan objektif ontolojik değer ile sübjektif değer arasındaki ilişkiye dair bazı faydalı görüşlere sahipti.


Konuşma burada derinlemesine incelenemeyecek kadar çok içgörülü noktayla dolu olsa da Jewell

konuşmasına C.S. Lewis’in önemli eseri The Abolition of Man’den yararlanarak başlıyor. Bu kitapta

Lewis, “objektif değer doktrini, evrenin nasıl bir şey olduğuna ve bizim nasıl bir şey olduğumuza dair

belirli tutumların gerçekten doğru, diğerlerinin ise gerçekten yanlış olduğu inancı” olarak adlandırdığı doğal hukuku savunmuştur. Lewis bu temel fikrin neredeyse tüm tarihsel zamanlarda ve kültürlerde var olduğuna işaret eder ve onu basitçe “Tao” olarak adlandırır.


Jewell’in açıkladığı gibi, doğal hukuku reddeden Misesçi sonuççuluk bile nihayetinde nesnel bir iyi,

yani toplumsal fayda fikrine dayanmaktadır. Benzer şekilde, Rothbard’ın, özellikle Özgürlüğün

Etiği'nde tartıştığı ilk konu olan Aristo ve doğal hukuka olan takdiri nedeniyle, objektif değere oldukça yatkın olduğuna işaret eder.


Tüm bunlar, liberal hoşgörü ve ekonomik değere inanmanın, insanlığı zenginleştiren antik sanat

eserleri ile kötülüğün gerçek anıtlarını bir tutmayı gerektirmediğini söylemek içindir. Bamiyan

Buda’larının kaybı tüm insanlık için büyük bir kayıptır çünkü onlar objektif olarak iyiydiler. Siyasi

bombalamalar kötü ve antiliberal olsa da, Georgia Guidestones’un kaybı kendi başına yas tutulacak

bir şey değildir çünkü öjenik savunuculuğu objektif olarak kötüdür.


Yazar - Zachary Yost

Zachary Yost serbest yazar ve Mises U mezunudur. Bültenine buradan abone olabilirsiniz.


Çevirmen - Serdar Sert


Bu yazı mises.org sitesinin ''Toleration Does Not Require Calling Evil Good'' adlı yazısının çevirisidir.

83 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör