Hayek’in Sosyalizme Bakışı: Otoriterlik Yolu I Gökhan Kara

25/06/2022 - Gökhan Kara

Hayek sosyalizme karşı sunduğu argümanlarla yirminci yüzyılda çığır açtı. Üstelik sosyalizm eleştirisini sadece iktisadi perspektifle yapmadı aynı zamanda sosyalizmin siyasi ve bürokratik araçlarını ve amaçlarını da ifşa etti.


İktisadi analizleriyle birlikte sosyalist siyasetin evrildiği ve dünyayı yutma idealini arşa çıkardığı dönemde dikkat çekti. Bu yazıda Friedrich Hayek’in sosyalizm eleştirisine temel hatlarıyla bakışı ve onun siyasi perspektifini kendi düşüncelerimle “otoriter devlet” ekseninde sizlere yansıtmayı amaçlıyorum.


Sosyalizm tıpkı faşizm gibi kolektivist bütünün uzantısıdır. Holistik kuramdan temelini alan kolektivizm bütünün parçadan üstünlüğü fikrini aşılar. Parça bütünü oluşturan bir araçsa bütünün, kendisini oluşturan parçadan daha soylu bir statüde hayat sahası bulmasına ne denir?


Bu soruya devlet-toplum-birey ilişkisi içerisinde verilmesi beklenen cevap basittir: “Sıradan birinin veya birilerinin otoriter ve hatta totaliter bir imtiyaza sahip iktidarı” denir. Friedrich Hayek tam da bu noktaya temas eder ve aslında sosyalist iktisadi hesaplamanın “Otoriterlik Yolu”na döşediği merdivene ışık tutar.

Bu merdivenin sonundaki sosyalist idarede kişi hürriyeti ve siyasi hürriyet nasıl tesis edilebilir?


Edilemez ama bir hürriyet vardır bu işin sonunda. Bu hürriyet, otoriterlik yolunda çıkılan merdiven basamaklarının merdiveni çıkan kişi veya kişilere verdiği muktedir olma arzusunun bir aparatıdır. Hayek’e göre, merdiveni çıkan merkezi planlamacılar keyfi kararlar vermek zorunda kalırlar. Nitekim, sosyalistlerin ortak tüketim tercihleri bireysel tercih alanını daraltır ve otoriter karar alma süreci başlar. Dahası, tüketici tercihleri sosyalist idarenin arzularını tatmin kanalı olur. Sosyalist idarede dış ticaret de kontrol altında olmak zorundadır. Kolektivizmin özü budur çünkü ve bu kontrol serbest ticaretin prensipleriyle çatışır.


Sosyalist iddialar bu durumu hafifletmek için sadece iktisadi hayatın kontrolünü öngörür. Buna göre, iktisadi hayatla sınırlı olan kolektif kültür sözümona bu sınırı aşamayacak bir yetkinliğe sahiptir. Hayek bunu da reddeder. İktisadi hayatın sınırlandırılması siyasi kolektivizmin masum yüzüdür ve aslında otoriter devlet idealine gidişin temel eylemidir. Yani, fikir ve insan eylemi büyük sosyalist otoriter amaçlara kurban edilir. Çünkü insanın nihai hedefleri asla iktisadi hesap ile sınırlı değildir. İşte sosyalizm otoriter devleti kurmada böyle bir işlev görür.


Otoriter devlet bireylerin iktisadi hayatını kontrol ettiğinde, aynı zamanda iktisadi hayat harici tüm tercihlerini kontrol edecek demektir. Otoriter idare, rekabetçi bir piyasaya kıyasla daha düşük bir iktisadi performansa sahiptir. Bunun sebebi, otoriter devlette karar vermenin yalnızca otorite bilgisine dayanmasıdır. Merkezi otorite milyonlarca kişinin sahip olduğu bilgiye sahip olamaz ve bu bilgisizlik bireylerin tercihlerini otokrat zapturaptıyla baş başa bırakır.


Sosyalizmin kolektif motivasyonu kitleleri ciddi şekilde etkiledi bunu inkar etmek yersiz olur. Fakat kolektif toplum motivasyonunun sosyalist perspektiften faşizme karşı sunduğu argümanlar güçlü ve yönlendirici korporatist devletin ortaya çıkmasına sebep olur. Faşizmin iktisadi motivasyonu olan korporatist araçlar, aslında sosyalist idealin ortaya çıkardığı Stalin ve türevlerinin dayanak noktası olmaktan kendini kurtaramaz. İkisi de aynı yataktan beslenir ve ikisi de totaliter devletin meydan okumasını bir kalkan fonksiyonuyla muhafaza eder. Esasen, kolektivizmin bütün-parça ekseninde bütüncül tarafgirliğine soyunması pratikte bürokratizasyona sebep olur. Zaten otoriter ve totaliter devletlerin uygulama aracı da yaygın bürokrasinin ta kendisidir. İktisadi planlamanın yapılması Von Mises’in de ifade ettiği gibi bürokratların üstleneceği bir vazife değildir. Bürokrat kanuna riayet etmekle mükelleftir ve o ölçüde amirinden “aferin” alır.


Bugün sosyalizmin yumuşak versiyonu olan sosyal demokrasinin de “bürokratik buyurucu” iktisadi planlamaları son aşama olarak totaliter devlete gidişin alternatif bir yoludur. Aksi mümkün değildir, zira bu planlamalar neticesinde “yönetilmeden yönetememe” batağına saplanacak olan piyasa ve toplum artık geri dönüşü olmayan bir emredici-buyurucu otokrat iktidarın (otoriteryanizm) pençesine muhtaç kalır. İktisadi tercihleri tıpkı bürokratik örgütlenme gibi otorite hiyerarşisine tabi kılan bir sistem, totalitarizmin siyasi düzlemini ilmek ilmek işlemek zorunda kalır ve insanları da bu sisteme itaat etmeye mecbur kılar.


Yazar - Gökhan Kara


Kaynaklar

Birner, Jack. (1994). “Hayek, Co-Ordination, and Evolution: His Legacy in Philosophy, Politics, Economics, and the History of Ideas” www.researchgate.com

Mises, Ludwig Von. (1944). “Bureaucracy” www.mises.org



86 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör