top of page

Hayatın Kaynağı, Manası ve Haysiyeti: Ego

13/03/2022 - Can Kilercioğlu

Ayn Rand’ın kaleme aldığı "Hayatın Kaynağı, Manası ve Haysiyeti: Ego" adlı kitap, bir adamın totaliter, kolektivist bir topluma karşı isyanının hikâyesidir. Rand, daha kitabın arka kapağında, kitabın temasını anlatan ve okuyucuları uyaran bir açıklama yapar:


Potansiyel olarak bir siyasî yönetim insan haklarına yönelik en tehlikeli tehdittir; siyasi yönetim yasal olarak silahsızlandırılmış kurbanlara karşı fizikî zor kullanma konusunda hukukî bir tekeli elinde tutar. Birey haklarıyla sınırlandırılmadığı ve kısıtlanmadığı zaman bir siyasî yönetim, insanın en ölümcül düşmanıdır. Siyasî yönetimlerin en sevmediği şeylerin başında bireyin bağımsızlığı ve egonun vizyonu gelir. Egonuzu ve kimliğinizi siyasî yönetimlere karşı koruyun.

Hikâyede, eşitliğin tam anlamıyla sağlandığı, hiçbir insanın bir diğerinden "farklı" olmadığı, tam anlamıyla kolektivist bir dünya anlatılır. Bu dünyada eşitlik o denli sağlanmış ki devlet, bütün insanların adını, yaşam tarzını, mesleğini, kimi sevip sevmeyeceğini karar verebilecek bir konumda bulunuyor. Bu dünyada adı geçen her bir karakterin adı, devlet tarafından seçilen ve herkesin bir olduğunu hatırlatması için konulan eşitlik, kardeşlik, birlik, enternasyonal gibi isimlerden oluşuyor. Hikâyenin ana kahramanı ise totaliter, kolektivist bir topluma karşı isyan eden ve "ben" kelimesini keşfedecek olan Eşitlik 7–2521.


Eşitlik 7–2521, daha kitabın ilk sayfasında, kendisinin büyük bir suçlu ve günahkâr olduğunu söylüyor. Çünkü o, başkalarının düşünmediği kelimeleri düşünüp onları kimsenin göremeyeceği bir kâğıda yazıyor. Suçu ise bununla sınırları değil, ayrıca Eşitlik 7–2521 tek başına düşünüyor. Hâlbuki tek başına düşünmek ve yalnız kalmak, tâbi olduğu yasalara göre büyük bir suç. Kaldı ki kardeşlerinden izin almadan düşünmek gibi bir suç işleyen Eşitlik 7–2521, kendisinden bahsederken bile "biz" kelimesini kullanıyor. Dilin dejenerasyonu tekil zamirlerin kaybı, dilin sadece kolektivist ögeleri ifade edilecek şekilde yeniden yapılandırılması, sadece kolektivist ideallerin bir göstergesi değil aynı zamanda bu insan dışı felsefenin günlük hayatta telkin edildiği ve uygulandığı bir yöntem olarak karşımızı çıkıyor. Eğer insanlar tek başlarına hareket etmeyi seçerlerse meclislerinin kapısının üzerinde yazan, herkesin bir diğerinin kardeşi olduğunu hatırlaması ve bireysel olarak yapacakları hareketlerden kendilerini alıkoymaları için "Biz, bütünün içinde bir, birin içinde bütünüz", "Ebedî, bölünmeyen ve tek olan BİZ'den başka kimse yoktur" cümlelerini tekrar etmeleri gerekir. Bu cümleler onları tek büyük hakikate(!) ulaştırır: Bütün insanlar birdir, bütün insanların ortak arzularından başka arzu olamaz.


Diğer kardeşlerinden farklı olan Eşitlik 7–2521, çocukluğundan beri öğretmenlerinin şiddetine uğrar. Çünkü o, kardeşlerinin boyundan daha uzundur ve bu hiç de eşitlikçi bir fizikî yapı değildir. Benzer şekilde kardeşlerinden daha akıllı olan Eşitlik 7–2521, daha yavaş öğrenmesi ve eğer hızlı öğrenirse de unutması için zorlanır. "İşleyen bir kafa ile doğmuş olmak Bizim Şehrimiz'de büyük bir suçtur. Kardeşlerimizden daha değişik olmak iyi bir şey değildir. Onlardan üstün olmaksa affedilmesi imkânsız bir kötülüktür."¹ Kardeşlerinden gizli ve tek başına düşünen Eşitlik 7–2521, kendi imkânlarıyla ampulü bulur ve bunu kardeşleriyle paylaşmak için Dünya Alimler Meclisi'ne sunar. Meclis ise bu icadın mum üreticilerini yok edeceğini, ışıklandırma için zaten merkezî planlama yapıldığını, tek başına düşünmenin yanlış olduğunu ve kolektif olarak kabul edilmeyen hiçbir şeyin doğru olmadığı gibi nedenler ileri sürerek Eşitlik 7–2521'i yakalamak ve onun icadını yok etmek için ileri atılırlar. Alimler Meclisi'nden kaçmayı başaran Eşitlik 7–2521, işlediği suçlar sebebiyle şehirde daha fazla kalamayacağını anlayıp şehri terk eder. Kitabın sonundaysa en baştan beri sisteme ayak uydurmakta problem çeken Eşitlik 7–2521, yasaklı olan kelimeyi keşfeder: BEN.


Artık, başkalarının ulaşmaya çalıştığı amaçların da vasıtası değilim. Artık, başkalarının bir aleti, tornavidası da değilim. Artık, başkalarının arzularının hizmetkârı da, başkalarının yarasının bezi de, onların mabetlerine adadıkları kurban da olmayacağım. Ben bir insanım. …Sahibi olduğum güzellikleri, erişilmez kıymetleri kimseye teslim ve emanet etmeyeceğim. Hatta onları, istemediğim sürece kimseyle paylaşmayacağım. …Bana ait olan, benim sahip olduğum bütün zenginlikleri; düşüncemi, arzumu, hürriyetimi ben koruyacağım. Bunların içinde üzerine en çok titreyeceğim, en ulu göreceğim şey, şüphesiz hürriyetimdir. Onu kimseye emanet etmeyeceğim. Hatta, kimseyle paylaşmayacağım. Kardeşlerime hiçbir şey borçlu değilim. Artık onlardan dilendiğim, talepkâr olduğum bir alacağım da yok. Hiçbirinden benim için yaşamasını talep etmiyorum ve ben de hiçbirisi için yaşamıyorum. Hiçbirinin ruhunda gözüm yok ve artık hiçbiri benim ruhuma hasetle bakamaz. Onların dostu veya düşmanı da değilim. Her biri hak ettikleri yerde duruyorlar içimde. Bildiğim tek şey varsa o da sevgimi kazanmaları için, doğmuş olmalarının yetersiz olduğudur. Sevgimi hiç kimseye laf olsun diye, sebepsiz yere veremem. Şans eseri yanımdan geçen, yanımda duran, yanımda doğup yaşayan kimse onun sahibi olamaz. ... Biz kelimesi ilk kelime, bilinen ilk şey olamaz, olmamalıdır. Bu kelime insanların ruhuna "BEN"den önce yerleştirilmemelidir. Yoksa bir canavar hâline gelir. Yeryüzünün bütün kötülüklerinin kökü, insanın insanlar tarafından istismar edilmesinin, insanların insana inanılmaz işkenceler yapabilmesinin sebebi olur yoksa bu kelime. "Biz" kelimesi, insanın her bir yanının alçıyla kaplanması gibidir. Onu önce bir taş gibi sertleştirir ve altındaki her şeyi kısa zamanda tahrip eder. Beyaz beyazlığını, siyah siyahlığını kaybeder ve her renk alçının kirli griliği içinde boğulur. ... Ben, "Biz" denen korkunç hayaleti; esaret, çapulculuk, sefalet, cehalet ve hayasızlıktan gelen bu rezalet kelimeyi ezdim, çiğnedim, mağlup ettim.²

Dipnotlar:

1. Ayn Rand, Ego — Hayatın Kaynağı, Manası ve Haysiyeti, Plato Film Yayınları, Ankara, 2011, s. 7

2. A.g.e., ss. 70, 71 ve 72


 

Yazar: Can Kilercioğlu
301 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör
Yazı: Blog2 Post
bottom of page