Ekonomiyi Doğru Anlamak

İktisada Avusturyan Bakış


07/06/2022 - Erdi Serdar

Ekonomi biliminden ne anlaşılması gerektiğine ve iktisadın içeriğinin ne olduğuna dair farklı görüşler mevcut. Bu yazıda ekonomi bilimine nasıl bakılması gerektiğini Avusturya Ekolü perspektifinden anlatmaya çalışacağım.


Praksiyoloji

İnsan eylemi bilimi anlamına gelen praksiyoloji Avusturya İktisat Okulu’nun benimsemiş olduğu metodolojidir. İnsanın eylemde bulunduğu gerçeğinden yola çıkarak tümdengelim yöntemiyle doğru teoremlere ve analizlere ulaşılabileceğini söyler. İktisat, insan eylemi biliminin alt dalıdır ve insan eyleminin anlaşılması ekonomiyi de anlaşılır hâle getirecektir. Yalnızca birey eylemde bulunur, yalnızca birey tercih yapar. Bir grup insan toplu hâlde hareket etse bile aslında o grup içindeki bireyler tek tek eylemde bulunmaktadır. Öyleyse insan eylemini anlayıp açıklamaya ve bu sayede doğru ekonomik teoremler ortaya koymaya çalışalım. Ancak insan eylemini anlayabilirsek üretim, tüketim, tasarruf, sermaye, para, mal, yatırım, faiz, kira, emek, enflasyon, döviz, kriz, iş döngüsü gibi konuları doğru bir şekilde anlayabiliriz.


Praksiyoloji ile diğer birkaç bilim dalı arasındaki farklara kısaca bakalım:

  • Praksiyoloji, insanların eylemde bulunduğu, yani tercih ettikleri amaçlara ulaşmak için belli araçları kullandığı gerçeğinden yola çıkarak ulaşılan mantıksal çıkarımları konu edinir.

  • Teknoloji, tercih edilen amaçlara nasıl ulaşılabileceği, hangi araçların nasıl kullanılabileceğine dair sorulara cevap arar.

  • Psikoloji, insanların neden ve nasıl çeşitli amaçları hedefleyip benimsediklerine odaklanır.

  • Etik, insanların hangi amaçları veya değerleri benimsemeleri gerektiği (should) sorusuyla ilgilenir.

  • Tarih, geçmişte hedeflenen amaçları, bu amaçlara ulaşmak için hangi araçların kullanıldığını ve bu eylemlerin sonuçlarının ne olduğunu inceler.


Temel Praksiyolojik Önermeler

İnsan eylemde bulunur.

Bu cümle bir gerçekliği ifade eder. İnsan eylemi reflekslerden farklıdır, çünkü refleksler bilinçsizce gerçekleşir; insanın amaçladığı bir sonuca yönelmez. Hareket etmeyip de oturmayı, yatmayı seçen bir insan da praksiyolojik anlamda eylemde bulunmaktadır. Asla hareket etmeyen, asla eylemde bulunmayan bir insan zaten insan olmaktan çıkmış demektir ki bu durumda ne iktisadın ne de başka bir bilimin konusu olabilir.


Eylem aksiyomundan yola çıkarak doğruluğundan emin olabileceğimiz önermelere bakalım.


İnsan eylemi, belli araçları kullanarak mevcut durumdan daha iyi bir konuma geçmeyi amaçlayan davranıştır.

Yukarıdaki cümle insanın eylemde bulunduğu gerçeğinden yola çıkarak, akıl yürütme ve tümdengelim yöntemiyle ulaşılan bir başka doğru cümledir. Bu cümleyi inkâr etmek mümkün değildir. Çünkü inkâr eden insan, tercih etmiş olduğu sonuca ulaşmak ve cümlenin aksini kanıtlamak amacıyla belli araçları (vücudunu veya teknolojik bir aracı) kullanmış demektir. Bu cümleyi inkâr etme çabası, inkâr eyleminin kendisi ve inkârın içeriği arasında bir çelişkiye yol açar.


İnsan eylemi, mevcut durumun rahatsızlığını gidermek amacıyla mevcut seçenekler arasından en iyi/en uygun olduğu düşünülen seçeneğe yönelmiş olan harekettir. İnsan daha iyi bir konuma geçmek istemeseydi eylemde bulunmazdı. Eylem hangi amaca yönelmiş olursa olsun eylemde bulunan kişi için o amaç, mevcut diğer seçenekler arasındaki en iyi seçenektir. Elma yiyen bir insan, diğer bütün seçenekler arasından o zaman dilimi içinde en çok değer verdiği seçenek elma yemek olduğu için bunu seçmiştir. Her insan, her eyleminde mevcut seçenekleri yukarıdan aşağıya doğru sıralayarak en üste koyduğu seçeneği tercih eder. Bu sıralama işlemi kardinal değildir, ordinaldir. Yani bu tercihlerin matematiksel olarak ifade edilmesi mümkün değildir, ancak sıralama yaparak ortaya konması mümkündür. En üst sıraya elma yemeyi, ikinci sıraya sinemaya gitmeyi koyan insan elma yemeyi sinemaya gitmekten x kat fazla tercih ediyor diyemeyiz. Varabileceğimiz sonuç, o insanın o zaman zarfı içinde elma yemeyi sinemaya gitmekten (ve diğer tüm seçeneklerden) daha değerli gördüğüdür.


Dikkat edilmesi gereken nokta praksiyolojinin alt dalı olan iktisadın insan eyleminin içeriğiyle ilgili herhangi bir değer yargısında bulunmamasıdır. Eylemin yöneldiği amacın iyi-kötü-güzel-çirkin-gerekli-gereksiz-mantıklı-saçma olmasından bahsedilemez. Önemli olan nokta, insanın hedeflediği amaca yönelmiş olduğu gerçeğinin tespit edilmesidir. Varabileceğimiz sonuç, eylemin yöneldiği amacın eylemde bulunan insan için bir değer ifade ediyor olduğu gerçeğidir. Her insan, bir amaca değer verdiği için eylemde bulunur. Eylemi tetikleyen psikolojik veya sosyolojik sebepler, iktisadın alanı değildir.


“İnsan rasyonel midir?” tartışmasına dahil olmak artık daha kolaydır. Rasyonel tercih, herkes tarafından objektif olarak belirlenebilen bir olgu değildir; çünkü her insan farklı tercihlerin daha rasyonel olduğunu iddia edebilir. Praksiyolojideki temel nokta her insanın kendi bilinci, benliği, hayatı, bilgisi, inancı, duygu ve düşünceleri çerçevesinde amaçlı bir şekilde eylemde bulunuyor olmasıdır. Rasyonel kelimesi bu anlamda düşünülürse her insan eylemi elbette ki rasyoneldir. Ancak anlam karmaşasına mahal vermemek adına “insan eylemi amaçlı davranıştır” (human action is purposeful behavior) tespitini yapmak daha yerinde olacaktır. Bir insanın eyleminin rasyonel olmadığı, başka bir insan tarafından iddia edilemez. Çünkü eylemi gerçekleştiren aktör, kendi dünyası çerçevesinde amaçlı hareket etmektedir. Sıkça dile getirilen reklam/manipülasyon gibi etkenler “akıl dışı tercih” iddiasına gerekçe olamaz. Eylemde bulunan insanın tercihi zorlamaya/baskıya/şiddete/müdahaleye maruz kalmadığı sürece her insanın her eylemi o insan için akılcıdır.


İnsan eylemi, süreç/zaman içinde gerçekleşir.

Bütün eylemler mevcut zamanda başlar ve gelecekteki (yakın veya uzak gelecek) bir sonucun elde edilmesi amacını taşır. Yaşadığımız evrende zamandan bağımsız bir eylem düşünülemez. Eylem sonucunda ulaşılacak olan amaç zamana gerek duymaksızın anında gerçekleşebilseydi, insan eylemde bulunmazdı.


İnsan eyleminin zaman içinde gerçekleşmesi ve insanın bir amaca yönelmesi, onun sınırsız bilgiye sahip olmadığını da göstermektedir. Sınırsız bilgiye sahip olsaydı, eylemde bulunması bir değişiklik yaratmayacaktı. Hâlbuki her eylem, bir değişiklik yaratma amacı güder. İnsan, mevcut durumunu değiştirmek istediği için eylemde bulunur. Buradan çıkan bir başka gerçeklik, içinde yaşadığımız evrenin belirsiz olması veya %100 belirli olmamasıdır. Yani insan eyleminin o insanın hayatında ne gibi bir değişikliğe sebep olacağı her zaman %100 olarak tahmin edilemez. Bu belirsizlik, insanın amaçlı hareket ettiği gerçeğini değiştirmemektedir.


İnsan eylemine konu olan araçlar kıttır.

İnsan, amacına ulaşmak için herhangi bir aracı seçmek zorundadır. Bunu yaparken de kendince en uygun gördüğü aracı kullanır. Bunun sebebi doğadaki kaynakların kıt olmasıdır. Zira kaynaklar kıt olmayıp sınırsız miktarda olsaydı zaten amaçlanan sonuca anında ulaşmak mümkün olurdu ve eylemde bulunmaya gerek kalmazdı. Bütün araçların sınırsız olduğu şeklindeki uç örneği düşündüğümüzde bile zamanın ve eylemde bulunan insanın bedeninin kıt olması, inkâr edilemeyecek gerçekliktir.


Test/Deney Gerekli midir?

Dikkat edersek yukarıda yapılan akıl yürütmelerin test edilmesi mümkün değildir. Biz bu cümlelerin gerçekliğini aklımızla algılıyoruz. Bunların test edilmesi mümkün olsa bile, test etmeye gerek yoktur. Çünkü her bir cümle, eylem aksiyomundan yola çıkarak tümdengelim yöntemiyle oluşturulmuştur. Eylem aksiyomunun doğruluğundan emin olduğumuza göre, mantıksal çıkarımlarla ulaştığımız diğer sonuçlar da doğru olmak zorundadır. Tarihte gerçekleşmiş herhangi bir olay veya tarihsel gerçekliklerden yola çıkılarak oluşturulan herhangi bir grafik/istatistik, yukarıda ulaştığımız önermeleri yanlışlayamaz.


Kaldı ki insan, subjektif değerleri olan ve özgürce eylemde bulunma yeteneği olan bir varlık olduğuna göre insan eylemlerini teste tâbi tutmak başlı başına bir sorundur. İnsan, doğa kanunlarına ulaşmak amacıyla üzerinde deney yapılan cansız varlıklardan bu yönüyle ayrılır. Deney yapalım veya yapmayalım, insan eylemine dair bahsettiğim bu önermelerin gerçekliği değişmemektedir.


Çikolata satın alan bir insanın bu eylemini kim, nasıl test edebilir? Bu eylem nasıl deneye tâbi tutulabilir? Bir insanın özgürce çikolata satın alması, o insanın mevcut çokça seçenek arasında en değer verdiği seçeneğin çikolata yemek olduğunu gösterir. Bu insan, daha değerli gördüğü amaçlarına zaten ulaşmıştır ki önündeki süreç içinde en değerli gördüğü çikolata yeme eylemine yönelmiştir.


Bir insanın süt elde edebilmek için elindeki buğdayı bir başkasına verdiğini düşünelim. Bu insan, o sırada en çok değer verdiği amaç süt elde etmek olduğu için bu eyleme girişir. Sahip olduğu hâlde vazgeçmiş olduğu buğday, o insana göre sütten daha değersizdir. Eğer buğdayı daha değerli görseydi, süt almak için elindeki buğdaydan vazgeçmezdi. Bire bir aynı mantık, buğdayı elde etmek için sütten vazgeçen karşı taraf için de geçerlidir.


Görüleceği üzere iktisadın temel konusu olan insan eylemi, test veya deneye başvurmaya gerek kalmaksızın akıl yürütmeyle analiz edilebilecek bir olgudur.


Sonuç

Ekonomi bilimiyle ilgili ulaşabileceğimiz kesin doğru sonuçlar şunlardır:

  1. İktisadın temel aksiyomları ve önermeleri kesin olarak doğrudur.

  2. Temel aksiyom ve önermelerden yola çıkarak mantıksal bir şekilde tümdengelim yöntemiyle ulaşılan teoremler kesin olarak doğrudur.

  3. Bu sebeple bu önermelerin ve teoremlerin test edilmesine gerek yoktur.

  4. Ulaşılan bu teoremlerin test edilmesi arzu edilse bile bunları test etmek mümkün değildir.

Bu yazıda bahsettiğim gerçeklikleri anlamak, çok daha karmaşık ekonomik ilişkileri, terimleri ve olguları anlayabilmenin ön şartıdır. Daha zor görünen bu karmaşık iktisadi meseleleri sonraki yazılarımda burada bahsettiğim teoremler çerçevesinde incelemeye çalışacağım.


Yararlanılan Kaynaklar:



Yazar: Erdi Serdar

52 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör