Ekonomik Büyüme Nedir? (Ve Ne Değildir?) I Per Bylund

Ekonomik büyümenin anlamı konusunda ciddi bir kafa karışıklığı var. Birçoğu yanlışlıkla bunun GSYİH veya üretim ile ilgili olduğunu düşünüyor. Ama öyle değil. Ekonomik büyüme, bir ekonominin, ne olursa olsun, insanların isteklerini karşılama, yani refah üretme yeteneğinin artması anlamına gelir.


GSYİH büyüme değildir.


Aynı şekilde, mağazalarda daha fazla eşya bulundurmak da büyüme değildir. Hiç kimsenin satın almak istemeyeceği artan miktarda mal üretmek, ekonomik büyümenin tam tersidir: sınırlı üretken kapasitemizi boşa harcamaktır. Ama 'istekli' kelimesine dikkat edin. Refah, [nesnel] ihtiyaçlarla ilgili değil, hissedilen huzursuzluktan kaçabilmekle ilgilidir. Doğru ya da yanlış olduğu ortaya çıkabilir, ama mesele bu değil. Ekonomik büyüme, sahip oldukları nedenler ne olursa olsun, insanların sahip oldukları her şeyi tatmin etme yeteneğinin artmasıdır.


Ekonomik büyüme örnekleri, kaliteli barınma, gıda ve beslenmenin mevcudiyeti ve hastalıkları tedavi etme yeteneği olduğu kadar Çin'de yapılan en yeni iPhone veya plastik oyuncak değildir.


Malthus'tan bu yana ekonomik büyümenin bariz bir örneği, gıda üretme yeteneğimizdeki muazzam artıştır. Miktar ve kalite çok arttı. Daha fazla isteği karşılamak için daha az kaynak kullanırız - ekonomik büyümenin anlamı budur. Ekonomi, basitçe tasarruf etmek veya kıt kaynakları (sadece doğal olanları değil) daha iyi kullanımını bulmak anlamına gelir. Bu nedenle ekonomik büyüme daha iyi tasarruf sağlar, yani bizim karşılayabileceğimiz anlamına gelen, sadece temel ihtiyaçlardan daha fazla isteği tatmin etme yeteneğine sahibiz.


Ekonomik büyümenin güzel yanı, tüm bireyler kadar toplumun tamamı için de geçerli olmasıdır: artan üretken kapasite, ihtiyaçları karşılamanın daha fazla yolu, aynı zamanda bunu yapmanın daha ucuz yolları anlamına gelir. Ancak bu, elbette, erişim ve tüketme yeteneğinin dağılımının eşit ve anlık olduğu anlamına gelmez. Adım adım yayılır ve herkese ulaşır.


Ayrıca, artan üretkenlik, (ve en önemlisi) düşük ücretler de dahil olmak üzere, tüm paranın satın alma gücünü gerçekten arttırır, böylece kişinin ihtiyaç ve isteklerini karşılamasını çok daha 'uygun fiyatlı' hale getirir. Ancak, bu tür bir refahın dağılımının eşit veya anlık olamayacağına dikkat edin: herhangi bir yeni yenilik, yeni mal, yeni hizmet vb. birileri tarafından bir yerde üretilecektir - yedi milyardan fazla insan için anında üretilemez. Dolayısıyla, yeni işler ve yeni üretken yetenekler de dahil olmak üzere yeni olan her şey, ekonomide -dalgalanmalar halinde- yayılmak zorundadır.


Her zaman yeni şeyler üretildiğinden, herkesin tam olarak aynı yaşam standardını yaşadığı bir noktaya asla ulaşamayacağımız anlamına gelir. Başka türlü olamaz çünkü ekonomik büyüme ve onun istekleri tatmin etme yeteneğiyle yarattığı refah bir süreçtir. Mükemmel eşitlik ancak gelişme olmadan mümkündür.


Bunlar bizim seçeneklerimiz, "büyümenin sonucuna eşit erişim" peri masalı değildir.


Bu, elbette, eşitsizliklerle yetinmemiz gerektiği anlamına gelmez. Bu yalnızca, herkesin daha yüksek yaşam standartlarından yararlanmasını istiyorsak, bazı eşitsizliklerin kaçınılmaz olduğunu kabul etmemiz gerektiği anlamına gelir. Ancak bugün gördüğümüz eşitsizliğin çoğunun bu 'doğal' türden olmadığını da kabul etmeliyiz: bu, ekonomik kökenden ziyade politik eşitsizliktir. Bu iki biçimde gelir: Geçmişte birkaç kişinin yararlandığı, çağdaş siyasi ve sosyal yapılarla pekiştirilen ayrıcalıklardan miras kalan ve bugün kazananlar yaratan politikalar (kişi kayırma, kayırmacılık, rant kollama vb.)


Ekonomik bir olgu olarak ekonomik büyüme açısından, politika kaynaklı eşitsizliğin hem refahın yaratılması hem de dağılımı üzerinde etkileri vardır:


Politika, (a) bazılarını yeni girenlerin ve gelecekteki kazananların rekabetinden koruyarak ve (b) yeni teknolojilerin kullanımını kısıtlayarak (tekelleştirerek) ve böylece yerleşikleri destekleyerek kazananlar yaratır.

Politika, değeri ve ekonomik yetenekleri politik olarak tercih edilenlere yeniden dağıtarak kaybedenler yaratır.

Bu, politikanın ekonomik büyüme üzerinde iki temel etkisi olduğu anlamına gelir: değer yaratılmasını sınırlar ve dağılımını bozar. Söylemeye gerek yok, bu eşitsizlik genel olarak toplum için değil, sadece ayrıcalıklı olanlar için faydalıdır. Kaybedenler yaratarak kazananların yaratılmasıdır.


Bu, daha iyi tasarruf ederek elde edilen ekonomik büyüme değildir: istekleri tatmin etme yeteneğinin artması. Bir anlamda, siyasi kayırmacılık ve bunun neden olduğu eşitsizlik, ekonomik büyümenin tersidir, çünkü kazananlar (zengin) diğerleri pahasına (genellikle daha geniş bir nüfusa yayılmış) yaratır. Bu sadece, aynı zamanda sisteme verimsizlikler getirerek halihazırda yaratılmış bir değerin yeniden dağıtımıdır: refah yaratmaya değil, siyasi nüfuza dayalı üretken yeteneklerin tahsisidir.


Zamanla, ekonomi bu nedenle aslında daha da kötüleşir ve bu nedenle ekonomik büyüme süreci zarar görür. Sorunu tartışırken eşitsizlik madalyonun bu iki 'tarafını' akılda tutmak önemlidir. Sadece ekonomik büyüme üzerindeki 'dur' düğmesine basmak, siyasetin ekonomi üzerindeki etkisini artırmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Bu, en azından korporatist sistemdeki siyasi sınıf ve 'içeridekiler' dışında başkaları için pek faydalı değil.


Bunun yerine, bir çözüm, siyasi olarak yaratılmış ve güçlendirilmiş ayrıcalıklardan kurtulmak ve ekonomik süreçlerin gerçeğe yeniden uyum sağlamasına izin vermek olacaktır: iyilik ve etki yerine refah üretimini hedeflemek. Bu, eşitsizliği olduğu gibi ortadan kaldırmayacak, ancak onu önemli ölçüde azaltacak ve zararlı etkilerinin çoğunu ortadan kaldıracaktır. Bu, hem girişimcilerin hem de çalışanların başkaları için değer üretmekten yararlanacağı bir ekonomi anlamına gelir. Başka bir deyişle, ekonomik büyüme ve daha yüksek yaşam standartları.


Alternatifleri anlamak oldukça kolaydır, ancak uzmanların ve siyasi yorumcuların gündeminde yaygın olarak bulunanlar, hem ayrıcalık hem de ekonomik büyümenin anlamlarını çarpıtan, genellikle cahil ütopyalar olan uydurma alternatiflerdir. Elimizdeki alternatifler yukarıda belirtilenlerdir, başka bir şey değil. İmkansız peri masallarını gerçekleştirmeye çalışmak zaman, emek ve kaynak israfıdır. Refahı artırmanın ve yaşam standardını yükseltmenin yolu bu değil.


Bana göre çözüm çok açık. Çoğu insan peri masalını seçiyor gibi görünüyor.


Yazar - Per Bylund

Çevirmen - Zorbey Uyanık

Bu yazı mises.org sitesinin ''What Is Economic Growth? (And What Is It Not?)'' adlı yazının çevirisidir.


158 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör