Çin'in En Büyük Sorunu Refah Değil, Kayırmacılık mı?


Otuz yıllık promarket reformlarından sonra, Çin'deki aşırı yoksulluk neredeyse tamamen ortadan kaldırıldı. Dolayısıyla Başkan Xi Jinping, dikkatini Çin toplumundaki servet uçurumunu azaltmaya yöneltecek güce sahip. Ağustos ayında Çin Komünist Partisi'ne yaptığı konuşmada Xi, tüm Çinliler için "ortak refah"ı sosyalizm ve modernleşmenin temel bir gereği olarak lanse etmişti.


Batılı uzmanlar Çin'in daha fazla gelir dağılımı ve tüketim hamlesini memnuniyetle karşıladılar, ancak Xi'nin hareketini refahçılığa olası bir düşüşün ve rejimin özel sektör üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmanın bir göstergesi olarak yorumladılar. Ancak bu mutlaka böyle değildir. Aksine Çin rejimi, ekonomisi kayırmacılık batağına saplanmış olsa bile, refah devletinin boyutunu önemli ölçüde artırma konusunda isteksiz davrandı. Ayrıca, iktidar partisinin ekonominin muazzam bölümlerini de kontrol ettiği bir ekonomide, devlete ait bu servetin bir kısmını yeniden dağıtma girişimleri, mutlaka özel sektör üzerindeki vidaların sıkılması anlamına gelmez.


''Ortak Refah'' Nedir?


Öncelikle, Xi'nin "ortak refah" tanımının ne anlama geldiğini inceleyelim. Konsept ilk olarak 1950'lerde devrimci lider Mao Zedong tarafından Çin'i eşitlikçi bir şekilde müreffeh kılmak amacıyla tanıtıldı. Umulduğu gibi sonuçlanmamasına şaşmamalı. 1986'da reformist lider Deng Xiaoping, Mao'nun sloganını, önce bazı insanların ve bölgelerin zenginleşmesine izin vermek, böylece diğerlerinin yetişmesine ve "ortak refahı" daha hızlı elde etmesine yardımcı olmak için yeniden yorumladı. Piyasa reformları özel girişimi serbest bıraktı ve yaklaşık otuz yıllık dizginsiz bir büyüme getirdi. Sonraki otuz yıl boyunca, Çin'in kişi başına düşen gayri safi yurtiçi hasılası (GSYİH) yaklaşık kırk kat artarak 10.000 doların üzerine çıktı, bu da Hindistan'ın aynı dönemde ulaştığı seviyenin beş katı.


Etkileyici büyüme "tüm tekneleri kaldırdı" ve aşırı yoksulluk ortadan kaldırıldı, ancak ekonomik eşitsizlik de arttı. Çin'in Gini katsayısı 0,47 dünyanın en yüksekleri arasında yer alırken, en zengin yüzde 1, ülkenin servetinin yüzde 31'ine sahip. Bu nedenle Başkan Xi, Mao'nun "ortak refahını" tekrar gündeminin en başına koymaya karar verdi. Xi'nin ana mesajı, düşük ve orta gelirli grupların daha yüksek tüketim seviyeleri, kamu hizmetlerine daha iyi erişim, daha düşük vergiler ve yukarı doğru sosyal hareketlilik için daha fazla fırsattan yararlanarak ülkenin yeni bulunan refahından daha fazla faydalanması gerektiği oldu. Yeni sistem ayrıca, gönüllü bağışlara dayalı üçüncü bir dağıtımın önemli bir rol oynadığı daha yüksek gelir dağılımını da öngörüyor.


Hal böyle olunca Xi, zenginleri tuzağa düşürmekten çok Çin'in orta sınıfını konsolide etmekle, aynı zamanda Çin'in büyüme modelinin Batı'nın "haksız kapitalizmi" üzerindeki üstünlüğünü kanıtlamakla daha çok ilgileniyor gibi görünüyor. Ona göre, ikincisi "orta sınıfın çöküşüne, toplumsal bölünmelere, siyasi kutuplaşmaya ve yaygın popülizme" yol açtı. Xi, sosyal istikrarı pekiştirmek ve yeni zenginlerin aşırılıklarına karşı sıradan insanların savunucusu olarak itibarını artırmak istiyor. Özel şirketlere ve varlıklı bireylere yönelik son zamanlardaki bir baskı dalgası, Çin'in yeni oligarklarına hükümetin otoritesine meydan okumaya karşı bir uyarı görevi de görüyor. Xi'nin "ortak refah" açıklamasından hemen sonra, ülkenin en zengin şirket elitleri bir dizi kamu bağışına koştu. Jack Ma'nın Alibaba Grubu, Tencent, Xiomi, Didi ve Pinduoduo gibi teknoloji devleri, "ortak refah" girişimlerini finanse etmek için düzinelerce milyar ABD doları değerinde yatırımlar ve hayırsever bağışlar duyurdu.


Batı'daki Tepkiler


Batı medyası, Pekin'in teknoloji devlerine, varlıklı bireylere ve özel eğitim sağlayıcılarına yönelik düzenleyici saldırısını eleştirdi. Kısmen "ortak refah" gündemiyle yönlendirilen önlemler, hükümet kontrolünü güçlendirme ve özel sektörü baltalamaya yönelik Maocu uygulamalara geri dönüş olarak görülüyor. Ancak bu muhakkak böyle değildir. Ekonominin büyük bir kısmına sahip olan ve onu kontrol eden tek partili bir siyasi sistemde Çin, ahbap-çavuş kapitalizmiyle dolu. Siyasi seçkinler ve haydut özel işadamları arasındaki yolsuzluğu ve gizli anlaşmayı kontrol etmek, sonuçta piyasa karşıtı bir hareket olmayabilir.


Aynı zamanda, Batılı analistler, daha yüksek gelir dağılımı yoluyla tüketimi artırma ve eşitsizliği azaltma yönünde bir beklentiyi memnuniyetle karşıladılar. Bu, Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) Çin'e uzun yıllardır politika tavsiyesi olmuştur. Daha spesifik olarak, Brookings Enstitüsü Başkan Xi'nin sosyal eşitlik hedeflerinin "emlak vergisi, daha fazla artan oranlı gelir vergisi veya veraset vergisi gibi önlemlerle" daha iyi geliştirilebileceğine inanıyor. Diğer uzmanlar da ücretleri ve hane gelirlerini artırmak için Çin büyüme modelinin "ortak refah"tan daha radikal bir dönüşüme ihtiyacı olduğunu iddia ediyor. Eşitsiz gelir dağılımının, hanelerin milli gelirden çok düşük bir paya sahip olmaları gerçeğinden daha az sorun olduğu iddia ediliyor - Batı'dakinden yüzde 15 ila 25 puan daha az. Bu nedenle, hükümet yatırımlarının GSYİH içindeki yüksek payının sosyal refah programlarına dönüştürülmesini öneriyorlar.


Aslında, ana akım yorumcularının Çin'in "dengesiz" büyüme modeliyle ilgili önemli bir hoşnutsuzluk noktası var. "Çok düşük" ücretler ve tüketim seviyeleri, Çin'i ihracat ve büyüme dinamikleri açısından gelişmiş ekonomilerin çoğundan daha rekabetçi kılıyor. Ancak Batı'daki şişirilmiş refah sistemlerinin ücretleri ve gelirleri yapay olarak yüksek tuttuğunu, büyümeyi baskıladığını ve sermayeyi Çin'e ve diğer yükselen ekonomilere kaçırdığını kabul etmek yerine, Çin'in yalın refah sisteminde kusur buluyorlar.


Çin'in Rekabetçi Refah Sistemi


IMF'ye göre, çok düşük vergi dağılımı, Çin'in nispeten yüksek gelir eşitsizliğinin ana itici gücüdür. Maliye politikaları Çin'in pazar Gini katsayısını bir puandan daha az olmak üzere yalnızca marjinal olarak düşürür. Buna karşılık İsveç, Danimarka ve Almanya gibi refah ekonomilerinde, Gini piyasası (vergiler ve transferler öncesi) ile net Gini endeksleri arasındaki fark 25 puana kadar çıkabilmekte ve eşitsizlik düzeyini neredeyse yarıya indirebilmektedir (Grafik 1).

Kaynak: IMF


Düşük mali yeniden dağıtım ve sosyal refah, Çin'in sosyal ve genel hükümet harcamalarının da GSYİH'ye göre oldukça sınırlı olduğu anlamına geliyor (grafik 2). GSYİH'nın yaklaşık yüzde 8'i ile Çin'de sosyal harcamalar ABD'den (yüzde 20) ve Almanya'dan (yüzde 25) çok daha düşüktür. 1960'larda ABD hükümeti de GSYİH'nın yalnızca yüzde 7'sini sosyal meselelere harcıyordu, ancak ekonomik büyüme oranları da çok daha yüksekti.


Grafik 2: Devlet harcamaları, 2019

Kaynak: Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD).


Çin'in sınırlı refah devleti, vergi sisteminde daha düşük vergi yükü ve daha az aşamalılık sağlar. 2019'da GSYİH'nın yüzde 28'i ile bütçeler, GSYİH'nın yüzde 42'sine yakın olan OECD ortalamasından çok daha küçük. Katma değer vergileri ve mal ve hizmetler üzerindeki diğer vergiler gibi dolaylı vergiler, OECD ülkelerindeki üçte birine kıyasla Çin'deki vergi gelirlerinin yaklaşık yarısını temsil etmektedir. En önemlisi, emek vergisi takozu çok daha hafiftir ve kişisel gelir vergisinden (PIT) elde edilen gelirler, OECD ortalaması olan yüzde 25'e kıyasla toplam gelirlerin yaklaşık yüzde 5'ini oluşturmaktadır (grafik 3).


Grafik 3: Vergi geliri kompozisyonu, 2014

Kaynak: IMF


Çin'de yüzde 3 ila 45 arasında değişen oranlarda artan bir PIT var, ancak uygulamada çok az vergi mükellefi herhangi bir PIT ödemiyor çünkü bu sadece çok yüksek gelir gruplarına uygulanıyor. Örneğin, en yüksek marjinal oran, yalnızca ortalama ücretten otuz beş kat daha yüksek gelirler için geçerlidir. Sonuç olarak, Çin bütçesi, ABD'deki GSYİH'nın yüzde 10'undan fazlasına kıyasla, PIT'den GSYİH'nın yalnızca yüzde 1'ini toplamaktadır. Emeklilik, işsizlik ve sağlık sigortası için sosyal güvenlik primleri (SSC), ücretlere nominal sabit bir oranda uygulanır ve daha yüksek gelirler için sınırlandırılır. PIT ile birleştiğinde, IMF'nin düşük gelirleri cezalandırdığı için haksız yere eleştirdiği gerileyen bir vergi takvimi oluştururlar (şekil 4).


Grafik 4: Gelir dilimlerine göre PIT ve SSC ortalama vergi oranı

Kaynak: IMF


Çin Büyük Bir Refah Devletine Hayır Diyor "Ortak refah", refah devletinin büyük ölçüde genişlemesine ilişkin beklentileri artırdı, ancak Çin bu tuzağa düşmeye niyetli değil. Xi Jinping'in Ağustos'taki konuşmasından kısa bir süre sonra, üst düzey bir parti yetkilisi, "ortak refahın" "fakirlere yardım etmek için zenginleri öldürmek" anlamına gelmediğini açıkladı. "Önce zengin olanlar" arkadakilere yardım etmelidir, ancak "ortak refahın nihai yolu birlikte çok çalışmaktır." Aynı yetkili, Çin'in "refah tuzağına düşmemesi gerektiğini" ve "tembel insanları desteklemeyeceğini" açıkça söyledi. Çin, büyümenin ve istihdamın lokomotifi olduğunun bilincinde olarak özel sektörü de rayından çıkarmak istemiyor. Düzenleyici politikaların ve baskıların yasa dışı davranışları hedef aldığını ve özel veya yabancı şirketleri hedef almadığını, hayırsever bağışların vergi teşvikleriyle teşvik edileceğini vurguluyor. Ulusal haber ajansı Xinhua, "[o]rtak refah eşitlikçilik değildir. Bazı Batı medyası tarafından yanlış yorumlandığı gibi hiçbir şekilde zenginİ fakirlere yardım etmek için soymak da değildir."


Sonuçlar Çin'in Batı'nın büyük refah devletleri yolunda ilerleyeceğini uman ana akım analistlerin hayal kırıklığına uğraması muhtemel. Çinli liderlere göre, "ortak refah" için yeni yönelim, gelirin eşitlikçi yeniden dağıtımıyla ilgili değil, düşük ve orta gelirli gruplar için daha iyi ekonomik ve sosyal fırsatlar sağlamakla ilgili. Tek partili bir sistemde yasa dışı yüksek gelirleri ve adam kayırmacılığıyla beslenen tekelci rantları kırmak, aslında piyasaların işleyişini güçlendirebilir. Sözler ve eylemler arasında her zaman bir boşluk vardır, ancak bir şey açıktır: Çin, yüksek büyüme oranlarını sürdürmek ve Batı'yı yakalamak için, Batı'nın ekonomik büyümeyi engelleyen şişirilmiş refah sistemlerini inşa etme hatasını tekrarlayamaz. Çin'in aşırı büyüklükteki devlet teşebbüsü sektörünün halihazırda ekonomik verimsizliğin başlıca kaynağı olduğu düşünülürse, bu kilit önemdedir.


Yazar - Mihai Macovei

Çevirmen - Zorbey Uyanık


Bu yazı mises.org sitesinin ''Cronyism, Not Welfare, Is China's Big Problem'' adlı yazının çevirisidir.

63 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör